#direngörkem

Gezi Direnişi nedeniyle neredeyse bir aydır “grev” vardı blogda. Hem sosyal medyadaki yoğun mesaim, hem oğlanın okulunun tatile girmesiyle kafamda günün 12 saati boza pişmeye başlaması, bir yandan anneanne-babaanne ziyaretleri, karneler, el öpmeler, Bodrum’da olduğumuz vakitlerde yaşadığımız misafir akınları falan filan… Yazı yazacak kafa da yoktu, zaman da…

Bu sabah Rüzgar yüzünden geçirdiğim bir cinnet anında bir baktım ki refleks gibi bilgisayar başına geçmişim. Hani sizlerle dertleşeceğim ya… Şakada şukada yazıverdim. Sonra da dedim ki, “ben en iyisi, bunu şimdilik taslaklara atayım”. Gezi Direnişi sürecinde yaşadığım, beni Instagram’da, Facebook’ta takip etmeyenlerin bilmedikleri bir olay vardı. Önce onu anlatayım.  Hem yumuşak geçiş olsun 🙂

Rüzgar’ın karne aldığı Cuma’dan bir gün önce, sınıfça gideceğimiz öğlen yemeğinin yerine bakmak üzere dışarı çıktım. Çıkmışken alışveriş de yapayım dedim. Alışverişi yaptım, tam arabaya yürürken WhatsApp’dan bir mesaj geldi. Otoparkta arabanın içine oturdum. Mesajı gönderen arkadaşımla yazışmaya başladım. Bu arada, Facebook’tan saçma sapan iletiler almaya, sayfamdaki paylaşımların bazıları kaybolmaya, twitter’da yumurta kafalı meçhul tipler tarafından takip edilmeye de başlamıştım. Şöyle şahıslar da çıktı ortaya1005609_10151717731565937_60958799_n(Bunları anlatıyorum ki, az sonra bana bir tarafınızla gülmeyin, kendimce haklı noktalarım var yani 🙂 ) Neyse, gelen mesajla, protestolar sırasında Tarlabaşı’nda olan yakın bir arkadaşımızın gözaltına alındığını ve bir kaç tatsız ayrıntıyı daha öğrendim. Bunun üzerine deliler gibi yazışmaya, planlar yapmaya, yani WhatsApp’dan memleketi kurtarmaya başladık. Konuştukça açıldık, açıldıkça birbirimize gaz verdik (ayy bu laf hiç olmadı buraya, neyse…) Saate bir baktım, neredeyse 45 dakikadır konuşuyoruz. “Tamam” dedim, “Artık yeter. Eve gideyim” Telefonu çantama koydum, arabayı çalıştırdım, otoparktan çıkmamla American Stayla bir polis, tek elini kaldırarak “dur” işareti yaptı. “Hah” dedim “buraya kadarmış” Sosyal medyadan etrafa bilgi dağıtmak suçuyla içeriye alınan ilk kurban ben olacağım. Bu arada deli gibi düşünüyorum: “Rüzgar’ın okuldan gelmesine şu kadar var, şimdi ben tutuklanırsam çocuğu kim karşılar? Polise rica etsem önce bir eve uğrasam, ona ikindi kahvaltısını yedirsem falan olur mu? Sonra gideriz nereye gidilecekse, kaçmıyor ya…” Ben böyle böyle kurarken memurun dur dediği noktayı geçmişim. Adam iyice ayar oldu tabi. Başladı bağırmaya “Duymuyor musunuz, dur der demez dursanıza, nhörgghhh, inin aşağığğğ!!” falan. “Tamam”  dedim, “bana gıcık da oldu, sevimlilik kartım yandı gitti, bittim ben artık”.  Tırıs tırıs indim arabadan.  Şöyle bir süzdü beni. Ben gülümsüyorum salak salak. IQ yerlerde heyecandan. “Ehliyet, ruhsat!” dedi sertçe. Anammm, dünyalar benim oldu, Big Brother tarafından izlenmiyormuşum, trafik polisiymiş meğer. Utanmasam sarılıp öpeceğim adamı. Ama kardeşim, ben hayatımda böyle havalı trafik polisi görmedim, FBI’da Davranış Analistiyim dese inanacağım, o derece. Neyse, ehliyeti çıkardık ama ruhsat yok. Aradım taradım, yok yok yok. “Üzgünüm” dedim “Evde kalmış” “Hiç yakıştıramadım sizin gibi bir hanımefendiye” dedi. Neden yakışmıyorsa? Asla ruhsatını evde unutmayan kadın tipi mi var bende? “Gidin alın, getirin hemen” dedi. Allahım yaa, şansıma teşkilatın en cool, en işine aşık polisine rastladım… “Tamam, hemen getiriyorum, ehliyetimi alayım” dedim “O bizde kalacakkkkk” dedi. “Aman iyi, kaçacağız sanki 15 nüfuslu Bodrum’da”. Eve gittim kan ter içinde. Ruhsatı buldum. Tekrar bindim arabaya. Bu arada Rüzgar’ın okuldan gelme saati yaklaşıyor. Resmen zamanla yarışıyorum. (Bu noktada aylardır arabanın klimasını yaptırmayan kocamı “sevgi” ve “minnet” duygularıyla anmak isterim) Polise götürdüm. Adam ruhsatı açar açmaz içindeki şeffaf cepte iki seksen yatan, gıcır gıcır bir ellilik ona göz kırpmasın mı? Polis artık iyiden iyiye kızarmaya başladı. Ben Nikita edasıyla adamın üzerinden ne zaman uçtum, ne zaman o parayı “ay yanlış anlamayın, arkadaşıma borcum vardı da, harcamamak için oraya koydumdu” diye aldım bilmiyorum. “Tamam tamam yanlış anlamadım” dedi ama haklı olarak bozuldu bayağı. Yanındaki adam ruhsatı aldı (sanırım Maliye’dendi) bilgisayara bir şeyler girdi ve gözleri yuvalarından fırladı: “Hanımefendi bu işte bir yanlışlık var herhalde. Buradaki kayıtlarda arabanın 2007’den beri vergisi verilmemiş ve muayenesi yapılmamış şeklinde görünüyor” dedi. “Normaldir, olabilir” dedim. Adam şaşırıyor tabii, benim kocamı tanımadığı için… Adamcağız hala ümitle “Arayıp eşinizi sorun isterseniz, belki bir yanlışlık vardır” diyor. “Yoktur yanlışlık ama ben yine de sorayım” dedim ve aradım. “Ümit, polis beni çevirdi (eğer ona adıyla sesleniyorsam durumun çok ciddi olduğunu hemen anlar kocam), yolun ortasında kaldım. Bana hemen söyle sen bu arabanın vergisini en son ne zaman ödedin? Memur Bey 2007 olarak göründüğünü söyledi” diye sordum. Polis merakla sordu: “Ne diyor?” “Valla olabilir diyor” dedim. Adamcağız bir “ya sabır” çekti ve ekledi “o borç ödenmeden şuradan şuraya sizi bırakmam. Biz, (ben, cool polis ve maliyeci olduğunu sandığım adam) 45 derece güneşin altında kocamın borçları ödemesini beklerken eminim üçümüz de hayattan aynı ölçüde nefret ediyorduk. O sıcakta arabaya da dönemiyorum ki beklemek için (malum klima bozuk) öyle kazık gibi duruyorum adamların yanında. Adam benden sıkıldı ikide bir diyor ki “bir eşinizi arayın belki ödemiştir” “Gerek yok” diyorum “Ödeyince arar o”  Biz orada bayağı bir zaman teşrik-i mesaide bulunduk. Neyse ödeme haberi geldi, beni salıverdiler. Giderken de polis memuru nasihatte bulunacak oldu, çıkardım kocamın kartını verdim. “Elbet” dedim “bir gün buraya yolunuz düşer. Allah aşkına bir uğrayın, lütfen söylediklerinizi bizzat, yüz yüze iletin kocama” dedim. Adam güldü “Tamam uğrayacağım” dedi.

Şu anda araba, trafikten men edilmiş vaziyette. Çünkü hala muayeneyi yaptıramadık. Biz böyle vatandaşlarız işte. İşin en kötü yanı, şu yazıyla herkes olaydan haberdar olduğu için twitter’da, orda burda “bu ne rezalet, bunlar benim vergilerimle yapılıyor arkadaş, hede hödö” diyemeyeceğim. Aynen erken doğan oğluma “Seni ben dokuz ay karnımda taşıdım yavruuummm” klişesini söyleyemeyeceğim gibi. Kara bahtım, kör talihim 🙂

971504_10151723835955937_83266976_n

Not: Bugün Ramazan’ın ilk günü. Tüm inananlara hayırlı Ramazanlar diliyorum. Oruç tutanlara Allah kolaylık versin. Ağzımızın tadı hiç bozulmasın.

Reklamlar

39 thoughts on “#direngörkem

  1. Yaw arkadasim insanlara yanlis bilgi veriyorsun. Odenmemis vergi falan yok. Zorunlu trafik sigortasi dolmus sadece. Sigorta yaptirildi ve yola devam ettin. Ayrica arabanin bakimi bu yil icinde yaptirildi, klima yaptirildi. Ama anlasilan duzgun yapamamislar. O da mi benim sucum? Ltf yanlis bilgilerle internet dunyasindaki az da olsa zorla yapmis oldugumuz karizmamizi cizdirmeyelim sevgili karicim 😉

  2. Ayyyy Görkem bir polis çevirmesi ancak bu kadar sevimli anlatılır.
    Bu arada küçük bir yerde oturmanın faydaları İstanbul’da olsan arabayı bağlarlardı sonra uğraş dur.Nerede öyle eve git ruhsat al gel falan :)))

  3. neyse ki biraz keyiflendim. ben sadece benim ki boyle seyler yspiyor sanmistim. zira bizde genelde hep odemeleri faizli yapariz da:( yalniz olmadigimi gormek guzel:))))

  4. iste boyle sosyal medyada olayi caninin istedigi gibi yazmak kolay tabi Gorkem hanim. Allahtan tekzip gelmis de gercegi ogrendik 🙂
    ben soyle cumleler de gelecek mi dye de bekledim inan.
    O sirada baktim saat baya gec oldu. Ruzgarin okuldan gelme vakti geldi. Memurlara buyrun bizde bekleyelim ben burada bekleyemem dedim falan 🙂
    Olur mu olur yani 🙂
    gecmis olsun gorkemcim. baba-koca-resie de yukleme ama bak yazik 🙂

  5. Enüşteeeee ne çektin be şu karicigindan ne cektinnnnn . Napacan çekeceeeennnn canım arkadaşımı. Merak etme bende sana bi blog açcam yakında 🙂

  6. Dün gülmekten yorum yazamadım. Yok yine gülmeye başladım bak yazamıyorum. Neşeniz hiç eksik olmasın:)

    İçtiğimiz sudan tut her şeyden vergi koparıyor ya devlet gerine gerine söyleyebilirsin o lafı. Rüzgar Bey de aynı şekilde. Ha 2 ay ha 9 ay hepsi bir. Hem kendi erken gelmek istemiş seni bağlamaz:)))

    Bak hala gülüyorum geçmedi:)

  7. Dramatik giriş, polisiye tadında bir gelişme, romantik komedi etkisinde bir sonla ve de reis-kocanın yorumlarıyla pek eğlenceli oldu bu şimdi :)) Çok hoşsunuz gerçekten 🙂

  8. Görkemim ekşın olmuş. Ama merak ederim, neden bu durumlar hiç evin erkeğine denk gelmez de, biz kadıncağızların başına gelir. Sen 45 derece sıcağın altında bekle adam oturduğu yerden sigortayı yatırsın sonra da ” yatırdık işte sen de yoluna devam ettin” desin. çık çık çık.
    Ha bir de bizim evde ödemelerden ben sorumluyum canım. İşimi sağlama alıyorum. Bir ara arabayı yıkatmaya giderken arabayı çarpan kocam sayesinde, yıkatması da bana kaldı.
    Bide ben de bir ara ruhsata para koyuyordum . Ece yi almaya giderken yanıma çanta almayayım diye. hep düşünmüşümdür polis çevirse ve görse ne düşünür diye 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s