Bana esmeyi anlat

Sabahın erken saatleri. Bayramın birinci günü… Deli gibi yağmur yağıyor… Ve biz, hastane odamızda, eşimle birbirimize sarılmış ağlıyoruz. Oğlumuz, yenidoğan yoğun bakım servisinde. “Bebeğiniz iyi” diyorlar. Görmek istiyoruz. “Makinadan ayrılsın öyle” diyorlar. “Ne makinası?” diye soramıyoruz. Hiç bir şey bilmiyoruz… Hiç bir şeyin farkında değiliz. O kadar cahil, o kadar şaşkın, o kadar aptalız ki. Okumaya devam et

Doğmak ya da doğmamak…

Doğum günü partilerinin, belli bir yaşa kadar çocuk açısından pek bir anlam ifade etmediğine inananlardanım. Doğduğunuz (doğurduğunuz) gün çok çok önemlidir şüphesiz ama kutlamalar, çılgın hazırlıklar, o hengame, telaş… Doğumgünü çocuğu bu durumdan ne yönde etkileniyor acaba? Ya da bakalım o nasıl bir şey ister, gerçekten önemsiyor muyuz? Bu günler çoğunlukla “körlerle sağırlar, birbirini ağırlar” şeklinde geçiyor. Hele sazlı sözlü birinci yaş kutlamaları acaip komik gelir bana. Zavallı bebek, o gürültülü, yalnızca kuş sütünün eksik olduğu sofralarda, üzerinde büyük olasılıkla kendisini rahatsız eden bir kıyafetle mıncıklanır durur, çevresinde neler döndüğünü anlayamadan… Okumaya devam et