Delirmeden, masaları kemirmeden, sevdiklerimize çemkirmeden zayıflamanın yolları…

Hamileliğimde 24 kilo (Yazı ile yir-mi döööört) alıp, karşılığında 1500 gramlık çocuk çıkartabilme yeteneğine sahip bir insanım. Rüzgar doğduktan sonra üzüntü ve stresten, aldıklarımın 10’unu çabucak verdim. Sonra “Ye yavrum, ye kızım, elden ayaktan düşersin, hem bak süt yapar. Helva ye, üzerine pekmez iç. Mercimek köftesinden minimum dokuz tane yemezsen vallahi küserim” telkinleriyle, verdiğim on kiloyu bir güzel yeniden geri aldım. Emzirme faslı bitince, diyetisyene gittim ve sekiz ayda, paşa paşa eski kiloma döndüm.

Ardından Bodrum’a taşındık. Buradaki tatlı hayat bizi yeniden Romalılar gibi yaşamaya itince, bu beden dayanır mı, başladı yine semirmeye. Herkes bedeniyle barışık olmalı. Kilolu, zayıf, balık etli ya da armut vücutlu fark etmez, kendini seven kadın çekicidir. Ama ben kilolu Görkem’i sevmiyordum. Öyle ki, geçtiğimiz yaz denize bir ya da iki kez girdim (Bodrum’da yaşadığımızı yeniden hatırlatmak isterim). En son, olay, Rüzgar’ın doğum günü fotoğraflarını gördüğümde patlak verdi. Allahım, nasıl yani?? Bir de halime bakmadan saçlarımı da kısacık kestirmişim, o ne özgüven o???? Ense olmuş bir havaalanı. Bel falan yok, gitmiş! O gıdıya ne demeli? Bir şeyler yapmam lazımdı. Yaptım da. Okumaya devam et

Reklamlar