27 Mart

Çoğu kişi için pek de bir anlam ifade etmeyen 27 Mart, benim ve benim gibi Sahne Sanatları öğrencileri/mezunları için bir bayramdır. Çünkü 27 Mart, tüm dünyada “Tiyatrolar Günü” olarak kutlanır. Bazı üfürükten günlerin aksine, bu gün ciddi etkinliklerle, eylemlerle, neredeyse bir sene öncesinden başlayan hazırlıklarla kutlanır. O gün okula giderken, güzel giyinilir, hemen hemen herkeste sahne heyecanı, hatta Suat Taşer Ödülü Kısa Oyun Yarışması’nda derece alanlar için ödül heyecanı vardır. Sahne Sanatları Bölümü’nde, gerçek yaşamın taklidi, Dünya Tiyatrolar Günü’nde yaşanır. Çoğunlukla kavgalı, dövüşlü, yorucu, uykusuz prova günlerinin ardından, yazarından yönetmenine, dekorları boyayan stajerinden, realizatörüne, başrol oyuncusundan sahnenin sağından soluna şöyle bir yürümekten başka rolü olmayanına, herkes finalde, aynı coşkuyu, aynı alkışı paylaşır. Profesyonel hayatta belki de bir daha hiç karşılaşamayacağınız bir coşkudur bu… Öyle bir coşku ki, hala düşündikçe içim pır pır eder.

27 Martlarda, tiyatrolarda oyunlar ücretsiz olarak sahnelenir. Ayrıca her sene, bir ulusal, bir de uluslararası bildiri hazırlanır. Bu bildiri, o gün perde açacak tüm tiyatrolarda, oyun öncesi okunur. Bu senenin uluslararası bildirisi, Uganda’dan. 

(…) Toplumsal değişim ve atılımların izindeki tiyatro, savaşın mahvettiği bölgelerde ve müzmin yoksulluk ya da hastalıklardan mustarip halklar arasında varlığını zaten sürdürüyor. Tiyatronun farkındalık yaratmak için halkı harekete geçirebildiği ve savaş sonrası travma mağdurlarına yardımcı olabildiği yerlerde, sayıları giderek artan başarı öyküleri var. ‘Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’ gibi ‘insanlar arasında barışı ve arkadaşlığı pekiştirmeyi’ hedefleyen kültürel platformlar çoktan yerini aldı.

Bu yüzden tiyatronun gücünü bildiğimiz halde zamanı geldiğinde sessiz kalmak, silah tutanların ve bomba atanların dünya barışının koruyucusu olmaya soyunmalarına göz yummak gülünçtür.

Yabancılaşmanın araçlarının barış ve uzlaşmanın araçları olması mümkün mü?

Dünya Tiyatro Günü’nde sizi umudu çoğaltmaya ve tiyatroyu iletişim, toplumsal değişim ve atılımlar için evrensel bir araç olarak öne çıkarmaya çağırıyorum.

Birleşmiş Milletler dünyanın dört bir yanında barışı koruma misyonu adı altında silah kullanımı yoluyla muazzam paralar harcıyor, oysa tiyatro daha içten, insani, az masraflı ve çok daha güçlü bir alternatif olarak karşımızda.

Barışı getirmek için tek yol olmayabilir ama yine de tiyatro barışı koruma görevimiz için etkili bir araç olarak kuşkusuz katkı sağlayabilir.

Dr. Jessica A. Kaahwa, Uganda Makerere Üniversitesi-Kitle İletişimi / Müzik, Dans ve Drama Bölümleri, Öğretim Üyesi.

Yazının tamamını, buradan okuyabilirsiniz.

2011’in 27 Mart’ı, benim mesleğimden uzak olduğum yedinci senem. Ekonomik ve sosyal zorunluluklar yüzünden, evlendiğimden beri mesleğimi yapamıyorum. Aslında “uzak” doğru bir niteleme olmadı, çünkü okumaya, araştırmaya, haberdar olmaya devam ediyor, sadece aktif olarak üretmiyorum. Ayrıca, çok şanslıyım ki, yine yaratmaya, üretmeye dayanan bir mesleğim var şu anda da.

Sahnelerle, altı yaşında, yukarıda gördüğünüz başyapıt (?!)  sayesinde tanıştım. Göğsünde dana kadar “VEBA” yazan bahtsız kul, benim. Allah aşkına, söyler misiniz, hangi pedagoji yoksunu öğretmen bir çocuğa “veba mikrobu” rolünü verir? Şu yüzümdeki mutsuzluğa bakar mısınız? Peki ben sahnelerde bu muhteşem karakterle arz-ı endam ederken sevgili annem ve babam ne yapıyordu acaba? Herkes sevgiyle çocuğunu izleyip nemlenen gözlerini kurularken bizimkiler de ağlıyordu kesin, ama utançtan 🙂 Neyse sanırım bu olay beni hırslandırdı da, Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ikincilikle girdim ve sanırım yine bu yüzden Dramaturgi ve Tiyatro Eleştirmenliği Ana Sanat Dalı’nı seçtim 😉

Şimdi acilen sanatın gerçeğinden yaşamın gerçeğine dönmeliyim, çünkü minik oğlum alkış ya da tutkuyla beslenemez ve şu anda da benden patates yemeği istiyor akşam için 🙂

Herkese mutlu bayramlar! 

Reklamlar

5 thoughts on “27 Mart

  1. O halde Tiyatrolar günün kutlu olsun. Bizim için de bedava tiyatro demekti bir zamanlar, bilmem hala öyle mi? Vebalı kısmı da trajikomik sahiden de.. 🙂 sevgiler.

    • Devlet Tiyatroları’nda hala öyle de, bizde gidecek, davetiye sırasına falan girecek vakit nerde di mi? Veba rolümü “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum” yazımın ilk maddesine koymalıydım aslında ama hafızamın derinliklerine itmişim o olayı sanırım 🙂 Bizden de sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s