Minik kahramanımıza…

Üç sene önce, tam da bu saatlerde, hafif hafif yoklamaya başlamıştı sancılar. O kadar okuyan, inceleyen bir anne adayı olmama rağmen, doğum sancılarının kasıklardan geldiğini sanıyordum. Benim belim ağrıyordu. Gaz sancısı gibiydi, akşam fazla kaçırdığım mercimek çorbasını suçladım durdum. Annem (neyse ki yanımdaydı) “Kızım sancıların arasını kontrol et” dediğinde, deli gibi korkmaya başladım. Ya gerçekten doğruysa? Sadece 33 haftalık hamileydim. Bebeğim mi geliyordu? Ama çok erken, olamaz, olmamalı diyerek kabullenmek istemedim. Sonunda annem, resmen sürükleyerek, ayağımda ev terlikleriyle hastaneye götürdü beni. Acil Servis’ten odaya alındım, NST, ultrason derken, bebeğin çok sıkıntıda olduğu, çok az oksijenle idare etmeye çalıştığı, uzun zamandır da kordondan beslenemediği ortaya çıktı. Ben hala, umutsuzca “Onu içerde tutmak için yapılacak bir şey olmalı” diye sayıklarken, NST deliler gibi öterken, üç hemşire beni hazırlamaya başladı. Benim çılgın oğlum, hiç beklenmeyen bir bayram sabahı, ameliyathanede çalan “Cennet” şarkısıyla, sadece bir saniyeliğine annesinin kucağının sıcaklığını tattı. Bütün ekip, sanki bayram sabahının köründe, yataklarından çağırılan onlar değilmiş gibi, espriler yaparak beni rahatlatmaya çalışırken, yanaklarımdan akan gözyaşlarına engel olamıyordum. Sevinç gözyaşlarım, umutsuzluğa, mutluluğum korkuya, beklentilerim hayal kırıklığına dönüşmüştü. Bebeğim dünyaya sağlıkla gelmek için çabalarken, kendimi sürekli “Ağlamazsa sakın korkma, ona bir şey olmayacak, erken doğduğu için ağlamayabilir” diye teselli etmeye çalışırken, bizimki bir yaygara kopardı, o an anladım bir savaşçı ile karşı karşıya olduğumu…  24’e 17 tansiyonla, felç olmadan ya da sakat kalmadan doğum yapmayı başaran bir annenin, 1730 gramlık, “nurtopu” gibi oğluydu benim bebeğim. Hamileliğim sırasında ismine bir türlü tam olarak karar verememiştik, “yüzünü görelim, o an içimizden gelen ismi seçeriz” diye düşünmüştük, gerçekten de adını onu görünce koyduk: Rüzgar gibi gelmişti oğlumuz.

Rüzgar’ım, benim minik oğlum, sen gücünle, azminle, yaşama sımsıkı sarılma hırsınla, hem bizi, hem doktorlarını, hem de hemşirelerini çok şaşırttın. Hep direndin, hep inat ettin. Yoğun Bakım’dan çıkıp, annenin, babanın kollarına kavuşmak için de, geçirdiğin iki ameliyattan sonra da, kahkahaların, enerjin hiç eksilmeden kaldığın yerden devam etmek için hayata, sanki o koskoca sedyede minnacık kalan sen değilmişsin gibi bize anı yaşama sevinci verdin.

Öyle çok şey öğrendik ki senden, umudu, sabrı, sevginin sonsuzluğunu, binbir sıkıntı içindeyken bile gülümsemeyi, hepsinden önemlisi anne-baba olmayı.

İyi ki bizi seçtin bebeğim, iyi ki geldin. Çok başarılı, süper yetenekli, lider yaradılışlı vs… olmana hiç gerek yok. Sen, yalnızca sen olduğun için, doğanın eşsiz bir armağanısın… Ve her zaman öyle kalacaksın. Sana süt verirken, korkudan, ne yapacağını bilemezlikten üzerine pıtır pıtır döktüğüm gözyaşlarım için özür dilerim miniğim. Keşke seni daha fazla tutabilseydim içimde, keşke daha fazla rahat ettirebilseydim. Seni tüm kalbimle, tüm ruhumla kucaklıyorum minik kahramanım. Attığın her adımda yanındayım, çoğunlukla yaşıtlarından geç de kalsan,  bazen çok hızlı koşsan da, her zaman seninleyim. Uzun ömürlü, mutlu ve sağlıklı ol.

İyi ki doğdun

İyi ki…

Reklamlar

17 thoughts on “Minik kahramanımıza…

  1. Şimdi gözümden akan yaşlar; Rüzgar’ın koşup oynayan kocaman bir çocuk olmuş hali gözümün önüne gelince uçtu gitti.
    İyi ki doğurmuşsun! İyi ki bu kadar kuvvetli bir oğlun olmuş!
    Yakışıklımın 3. yaşı, güzel annesinin anneliğinin 3. yılı kutlu olsun!
    İkinizi de çok öpüyoruz! Bulut&Simge&Çakıl

  2. Bütün gün aklımda sen ve Rüzgar vardın Gorkie;
    Hep Rüzgarın doğum günü ne zman diye düşündüm güm boyunca inanamıyorum. Ve pc bütün gün açık olmasına rağmen bir türlü fırsat bulup oturamadım başına adam akıllı. Yazlık kışlıkları küçük tek başına yedi cücemle düzenledim gün boyunca, her yer inanılmaz dağıldı, akşam tam oturucam derken de eşimin çok yakın arkadaşı nişanlısıyla geldiler yeni gittiler ve gelen tek mailim sendendi. Gözyaşlarımla birlikte okudum minik kahramanınıza kavuşma hikayenizi…
    Şaka gibi içime bu kadar doğmasına inanmıyorum bugünün. Tanrı sizi meleğinizden hiç ayırmasın… İyi ki sizi seçmiş Rüzgar! O ne istediğini bilen çok akıllı ve çok özel bir küçük adam… Ve biliyorum ki yıllar su gibi akıp gidecek o büyüyüp gelişirken ama sen hep 1 kilo 730 gram olan halini hatırlayacaksın onun… O ilk an asla unutulmaz ilk bakışta aşk budur işte!
    Nice mutlu yıllara…

    Ece

    “Nice nice yaşlara Rüzgar abi;
    bende annemin anneni örnek alışı gibi hep seni örnek alacağım hayatımda.
    Seni o kadar sevdim ki daha doğmadan, dilerim hayatlarımız bir yerde kesişir…

    Cansın…”

  3. canım benim. işyerinde ofisde okuyorum hikayeni . kapıyı kitledim ki içeri aniden gelen gözyaşlarımı görüpte ne oluyor bu kadına demesin::)) allah sizi birbirinize bağışlasın.insanın ,hatta bir kadının başına gelebilecek en mutlu şey evlat sahibi olabilmek.koca ,ana , baba kardeş…..hepsi bir yana evlat bir yana…..zor günleriniz çok geride kaldı.umarım hep gülerek, güzel anılarla geçirirsiniz bu ömürü.küçük şeytana nice mutlu yıllar, kocamaaaaaannnn ve de sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  4. Görkemcim çok güzel yazmışsın….ağlattın beni de …
    rüzgara la beraber sağlıklı senelere diyorum.. ..O çok şanslı bir çocuk çünkü senin gibi bi annesi var…Onun doğum günü, senin doğurduğun gün kutlu mutlu heepp sağlıklı olsun:)
    İkizide çok öpüyorum

  5. 2 sene önce annem çok ciddi bir rahatsızlık atlattı ve hafızasının yanında hatırlama yeteneğini de kaybetti ama şükür ki hala hayatta! Ne mutlu prensin doğduğunda anneciğin yanındaymış desteğini ve enerjisini hissedebilmişsin ve savaşımınızı hep beraber kazanmışsınız. öyle duygulandım ki… Hiç ayrılmayın ve her gün mutluluğunuz artsın dilerim. Rüzgarının daha nice 33,43… yaşlarında güzelliklerini yaşayın bir aile olarak… 17 haftalık hamileyim. İnşallah Allah dileyen herkese ve bize de evlat mutluluğunu yaşatır…

    Kuvvetli, azimli, şanslı delikanlı! Anneciğinin kıymetini bildiğin güzel bir yaşam dilerim. Doğum günün kutlu olsun!
    Görkemcim ne güzel bir annesin sen!

  6. Canim benim,
    Ne guzel yazmissin…Cok duygulandim…gercekten de iyi ki dogurmussun.Nice mutlu saglikli yaslara…
    xxx

  7. canım benim çok güzel ifade etmişsin inan okurken kendimi tutamadım.canım allahım rüzgarı size bağışlasın.erken doğum olmasada bende senin gibi doğumda zorluklar yaşadım.allahıma şükürler olsun ki onları bize bağışladı en kötü durum evlat acısı.allah kimseye yaşatmasın.rüzgarcım iyiki varsın iyiki doğdun seni seviyoruz.

  8. iyiki doğdun Rüzgar nice nice sevdiklerinle sağlıklı yaşlar dilerim 🙂

    Bir sabah iş yerine gelip rutin mail kontrollerimde Görkem Hanımdan gelen Rüzgar’ın işte tamda bu fotosunun olduğu uzun bir notla ekli mailini alınca o zamanda şu anda olduğu gibi mesajı okurken gözlerim dolmuştu, duygularını sizin kadar içten paylaşan biri pek tanımadım, kıskanıyorum 😀
    Allah size birbirinizden ayırmasın. Rüzgarcığım seni en büyüğünden öpüyorum. Bu güzel aileye katılmışsın çok şanslısın. Sevgiler 🙂

  9. Eee, siz de beni ağlattınız ama şimdi. N’oluyo, cartına cart mı yapıyorsunuz:)) Hepinize çok çok teşekkür ediyorum.

    Simge’ciğim, ne mutlu ki, seninle hamileliklerimizde çok şey paylaştık, hatta Kadın Doğum İhtisasımı senin üzerinde yaptım diyebilirim 🙂 Ben de Çakıl ve Rüzgar’ın birlikte diskolara-barlara gitme planları yaparken, izin almak için karşımızda kıvrılıp bükülecekleri günleri bekliyorum hasretle.

    Ece, sen zaten algıları çok açık, duyarlı bir insandın, anne olunca daha da beter oldun. Bir gün havaya uçacaksın diye korkuyorum 😉 Canım benim, aramızda çok mesafe var ama kalbim hep seninle.

    Seçil, bu kadar zaman sonra, seninle hızla arayı kapattığımız için o kadar seviniyorum ki. Sanki hiç o kadar yıl girmemiş gibi aramıza. Hep böyle kalalım. Çocuklarımız da arkadaş olsunlar…

    Berna; Senin için ne dilediğimi çok iyi biliyorsun… Kocaman öpücükler, iyi şanslar canım.

    Işıl, ben hamileyken herkes bana “Allah sağlıkla kurtarsın” derdi, sinir olurdum, neden kurtulacakmışım ki bebeğimden diye… Şimdi anlıyorum nedenini ve sana çok sağlıklı, çok neşeli, pozitif bir hamilelik ve süper bir doğum diliyorum şimdiden. Bu arada eskiden anlayamadığım bir şey daha vardı: Anneannem çok hastaydı ve yatıyordu. Onun hakkında kötü bir şey konuşulduğunda (böyle de yaşanmaz ki, yazık gibi sözler söylerlerdi), annem çıldıracak gibi olurdu ve “onun gölgesi bile yeter bana” derdi. Şimdi o çıkışının sebebini de o kadar iyi duyumsuyorum ki taa içimde. Ne olursa olsun, gölgeleri yeter bize Işıl’cım. Bak gör, hayırlısıyla torununu görünce nasıl değişecek her şey.

    Aslı; senden de gelişmeleri merakla bekliyorum. Arada haber ver gidişattan.

    Özlem, Bihter, ikinizle de farklı zamanlarda, farklı yerlerde çalıştım, Öyle mutluyum ki sizi tanıdığım için. Şimdi üçümüzün de, kuduruk oğulları oldu. İşyerlerimize erkek tohumu mu attılar ne?

    Sheila, seni ve oğlanı görmek için çıldırıyorum. İnşallah bir gün bir yerlerde denk geliriz. O kadar konuşacak-paylaşacak şeyimiz var ki, bir gün bile yetmez bize. Çok öpüyorum seni ve kuzunu.

    Hepinize tekrar tekrar teşekkürler kızlar, Rüzgar Bey için düzenlenen üst üste iki çılgın parti yüzünden feci yorgunum, fakat yazmadan duramadım. Parti detayaları yakında geliyoorrrr!

  10. Ağlamaktan içim dışıma çıktı… Defne’de yanımda “anne uff uff” diye diye beni öpüyor 🙂
    Rüzgar benim gördüğüm en yakışıklı minik kahraman! Sizin gibi bir anne babaya sahip olduğu için de çok şanslı ama siz ona sahip olduğunuz için ve o minicik elleriyle hayata sımsıkı tutunduğu için daha şanslısınız… İyiki doğmuş Rüzgarcım , iyiki doğurmuşsun cnm 🙂

  11. Görkem seni öyle iyi anlıyorum ki,Lina’da erken doğdu ama sadece 1 ay,yalnız ciğerleri gelişmediği için yoğun bakıma alındı ve 11 gün orada kaldı,eve boş dönmek,devamlı uyanıp süt sağmak,bir hevesle gitmek ve sadece 1 dk görebilmek,kokusunu içine çekemezken daha,hemşirelerin elinde dokunamadığın bir bebeğin olması vs vs yaşadıklarını anlamdırmaya çalışıyorum ama yetmez şükür ki hepsi geçti…..

  12. senelerdir blogunuzu okuyorum..bu sayfaya nasıl geldim bilmiyorum, konudan konuya atlarken oluverdi işte 🙂 rüzgar’ın maceralarına hep çok güldüm..neyse diyeceğim o ki, senelerdir yazılarınız okurken, meğer 11 ekim 2013 yılında, rüzgar ile aynı günde ben de bir erkek bebek dünyaya getirecekmişim, bilmiyormuşum. 🙂 allah bebeklerimizi hep iyilerle iyiliklerle karşılaştırsın..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s