Kürtaj / Sezaryen : Türkiye’de kadın olmak ya da olmamak…

Gündemi çalkalayan nur topu gibi konularımız oldu: Kürtaj cinayet mi? Sezaryen hak mı? Şimdi herkes bunları konuşuyor olsa da, bildiğiniz gibi toplumsal olarak hafızası zayıf bir milletiz, tartışılan görüşlerden alıntılamak istiyorum ki, söz uçarsa yazı kalsın… Bakarsın yarın öbür gün bu yasa da çatır çutur çıkar, herkes de  hayatına kaldığı yerden devam eder. Ta ki, yeni bir patlamaya kadar.

“Kürtaj cinayettir”
Başbakan Erdoğan, özel bir hastenin açılışında yaptığı konuşmada kürtaj ve sezaryen doğumlu ilgili eleştirilerini sürdürdü. Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul Pendik’te katıldığı özel hastane açılışında geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği ve kamuoyunda tartışmalara neden olan kürtaj ve sezaryen doğumla ilgili eleştirilerini sürdürdü. İstisnai durumlar dışına kürtajın cinayet olduğunu ve hem ABD hem de batılı ülkelerin çoğunda bu konuda yasaklar olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, sezaryen doğum konusunda ise Sezaryen bu ülkenin nüfusunu dengeleme operasyonudur iddiasında bulundu. Bu konu üzerinden kendisine getirilen eleştirilere de cevap veren Erdoğan, “Bu ülkenin Başbakanı olarak her meseleden sorumluyum” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde;
“KÜRTAJ CİNAYETTİR”
Hanım kardeşlerimizin bu konuda çok hassas olmasını rica ediyorum. Çünkü, kürtaj cinayettir. Bakın ABD’de ve batılı birçok ülkede bu konuda yasalar var. Biz de yasa hazırlığı yapıyoruz. Bunu, aynı şeyi sezaryenle doğum için de söylüyorum. Oran çok yüksek. Neden? Çünkü sezaryenden çok para kazanılıyor. Ben buna da karşıyım.
SEZARYEN BU ÜLKENİN NÜFUSUNU DENGELEME OPERASYONUDUR
(…) Sezaryen doğumla 2 çocuktan fazla olmaz. Bazı terbiyeden noksan kişiler ‘başbakan neden bu konuyla uğraşıyor’ diyor. Ben bu ülkenin başbakanı olarak her meseleden sorumluyum. Barışın, hakkaniyetin temsilcisi olan Türkiye bir şifa merkezi olarak, sağlık merkezi olarak diğer ülke vatandaşlarına da hizmet etmeye devam edecektir. Sosyal devlet vatandaşına sırtını dönen değil onu kucaklayan devlettir. ( 29 Mayıs 2012 Salı, Kaynak: HaberTürk)

4+4+4 şokunun akabininde, bir de bunu gördük. Özellikle kürtaj çok hassas bir konu, detaylar üzerinde fazla durmayı uygun bulmuyorum. Ancak sormak isterim: Bunu bir doğum kontrol yöntemi olarak benimsemiş, sıradanlaştırmış, güle oynaya operasyona giden kaç tane kadın vardır sizce? Keyfi sezaryene gelince, tıptaki gelişmeler izin veriyorsa, acı çekmekten veya ani heyecana kapılmaktan çekiniliyorsa, neden olmasın? Sen doğal doğum yaparsın, komşun suda, öbürü köyde şalvarına doğurur. Bilmeyenler, merak edenler varsa: Ben ablasyo plasenta tanısıyla, yüksek riskli sezaryen doğum yaptım. Şükürler olsun sezaryen diye bir şey vardı, yoksa oğlum bu gün dünyada olmayacaktı, belki ben de… Yine merak edenler varsa: Normal doğum planlamıştım. Ama olmadı… Olmadığı için karalar bağlamadım, bebeğimle bağlanma sorunları yaşamadım, hayati riskimiz olduğu için doktorum ışıkları falan kısmayı düşünemedi çünkü yoğun bakım ekibi bir an önce oğlumu götürmek için acele ediyordu.

Anneyim, kadınlığın, doğurganlığın büyük bir mucize olduğu kadar aynı zamanda da bir külfet olduğunu her fırsatta söylüyor, herkesin üzerinizde, aklınızda, bedeninizde hak iddia etme cüretinde bulunabilmesinden nefret ediyorum.

Benim aklım daha fazlasına ermez. Ama erenler var neyse ki, buyurun:

Normal doğum, anormal ölüm!

Aysel Hanım, Selvi’yi doğurmuştu.
Normal doğum mu, sezaryen mi, bilmiyorum. Başbakan da bilmiyordur.
Zeynep Hanım da Mustafa’yı doğurmuştu.
Normal doğum mu, sezaryen mi, bilmiyorum. Başbakan da bilmiyordur.
Yücel Hanım da Çayan’ı doğurmuştu.
Normal doğum mu, sezaryen mi, bilmiyorum. Başbakan da bilmiyordur.
***
Hepimiz artık şunu kesinlikle biliyoruz.
İster normal doğum olsun, ister sezaryen…
Anormal ölüm ülkesinde öldüler!
***
Aysel Eriş ve eşi Vedat Bey.,.
Zeynep Gülhan ve eşi Ahmet Bey…
Zeynep ile Mustafa’yı nişanlamışlar, önde arabada kendileri, arkada kamyonda eşyalarıyla çocukları, düğüne, bir yuva kurmaya, mürüvvet görmeye, sonra…
Artık bir mi, iki mi, üç mü olur…
Doğum nasıl olur, bilmiyoruz…
Ama bir gün torunları görmeye hazırlanıyordu.
***
Bandırma’dan feribota bindiler, Tekirdağ’da ölüme indiler!
“Sezaryen şöyledir, kürtaj böyledir” diye doğumlar üstüne buyurup bombardıman ölümleriyle takasa sokan devletim, özelim, her neyse…
İskeleye levha, ışık, bariyer, görevli koymamış…
İki aile, dünürler, düz gitmiş; evlatların mutluluğuna yolculuk ederken denize uçuvermişti.
Uzman Çavuş Mustafa son umut, soğuk denize, iki ana babasının peşi sıra, kara dehlize dalmış, yüreği paramparça kıyıya vurmuştu.
Ne olacak şimdi?
Kaza mı cinayet mi?
Uludere mi kürtaj mı?
Bir katil var mı?
Nüfusu böyle denize dökmek, atölyede boğmak, kayırılmış müteahhit enkazına sokmak, göçüğe gömmek, şantiyede kül etmek, tersanede çarpmak, minik süt kız iken dereye düşürmek, Kur’an kursundan denize saldığın kıyıya vurmuş çocuk cesetleri izlemek…
Ve hiç sorumlu olmamak, hiç hesap vermemek; nasıl bir yasa, nasıl bir piyasa!
***
Soracaksınız, yazının başındaki Yücel Hanım’a ne oldu; o da mı denize düştü, o da mı boğuldu?
Yücel Hanım henüz yaşıyor; çünkü evladının kaldırılacak cenazesi, okunacak duası, sorulacak hesabı var.
Marmara’nın bir başka kıyısında, Yalova’da, kavga ayırırken, “Devlet biber basıyor” ya, gaza maruz kaldı.
Yere düştü, hastayım, astımlıyım, hastane diye inledi.
Önce ekmekler bozulmuş, beyaz kirlenmiş, vicdanlar tükenmiş idi ya; kalakaldı.
Hastane ilan etti: Vatan sağ olsun, Çayan öldü!
Gaz stresi, hipertansiyon, beyinde baloncuk, patlama derken Bey’im; beyin ölümü beyan oldu.
Bir anne de böyle bakakaldı, sesleniverdi evladı ardından: İki dağ bir araya gelse seni deviremezdi oğlum; iki polis devirdi seni!
Ne olacak şimdi?
Bir katil var mı?
***
Sezaryen gereklidir, değildir, elbet her vakada bile tartışılır…
Ama Sezar’ın, Sezarlığın hiç lüzumu yoktur!
Aslolan insan, aslolan hayat; aslolan, doğmuş çocuklara, doğurmuş analara bir huzurdur!
Kim olursa olsun; bu toprağın asıl huzursuzluğu 50 bin evladını yutan 30 yıldır. Kahredici tarihtir.
Kıymetsiz hayat ve anormal ölümlerle her gün normalleşen bu anormal kayıplardır!

Umur Talu, 30 Mayıs 2012 HaberTürk

Çayan Birben’in annesi Yücel Birben

Reklamlar

47 thoughts on “Kürtaj / Sezaryen : Türkiye’de kadın olmak ya da olmamak…

  1. ben gercekten umutsuzum:( senin gibi bıreysel dırenısten ote yapabılecek bir şey ne yazık ki yok. Yazıyoruz, hayır dıyoruz. Sosyal Medyalarda patlıyoruz… Ama hep daha fazla el uzanıyor oralara buralara… Sonrasında sessizleşen bireyler kendi kucuk gruplarında hayıflanan akıllı beyınler olarak kalıyor sadece… Sözde sözcülerimiz var kac tane Ankara koltuklarında. Ama hiçbirinden çıt yok… Gerçi çıt yeterli değil artık. Bi çüş demek lazım. Ama nerde o babayiğit??? Benim aklım artık hiç bir şeye ermiyor. Çünkü olması gerekenleri düşünüyorum. Ama hiçbiri olmuyor, oldurulamıyor ya da oldurulmuyor. Bunun daha da ötelerini düşünmek artık gerçekten haya değil. Her gün her şey daha kotuye gidiyor. İran’ın devrim öncesi fotolarını paylaşıp “like”lıyoruz. Eyvah “eyvah!!” diyoruz. Sonuç mu? sonuç: “vah vah!”

  2. Hiçbirşey yapamıyoruz ya, yazıyoruz, konuşuyoruz ama sadece o kadarıyla kalıyoruz ya, işte ben buna deli oluyorum. ‘Sen kim oluyorsun da..’ ile başlayan cümleleri adamın yakasına yapışıp haykırmak istiyorum ama kuzu kuzu yerimde oturup kendimi yiyorum.

  3. … ve şu anda bu gündem konusuyla ilgili, kadın haklarıyla ilgili paylaşılan dik duruşların altına öyle yorumlar yapılıyor ki!!! İşte bunlar beni daha fazla çileden çıkartıyor. Var olan profillerden de şu çıkıyor: gerçekten %70 nüfüs düşünmekten çok uzak. Çok aptal. Ve bunların biz gibilerden daha fazla ürüyor olmaları da çok tehlikeli. Hem de çok…

    • Zaten özellikle sosyal medyada “ratingi” yüksek olup büyük büyük laflar edenlerin büyük bir kısmının ne yazık ki içi boş Yaprak’cım, böyle durumlarda da patlayıveriyor işte balon. Fakat kaç kişi farkında bunun acaba?

  4. cok uzaklar da da olsam ulkem icin en iyisini istiyorum ,icim memleket hasretiyle yanip tutusuyor:( esim ve babasi benden dolayi bizim ulke gundemini takip ediyorlar. cunku ailem hala orda ve onlar benim ailemi kendi ailesi kabul edip onlari da etkileyeck bir sey var mi, yok mu diye takipteler.Inan utaniyorum bazen.esim bana iyi ki dogumu senin ulkende yapmadin dedi .ABD de kurtaj yasak mi bilmiyorum.Ama evet ,sezaryeni son dakikaya kadar tercih etmiyorlar.hamilelik asamasinda ebeler muayeneyi gerceklestiriyor doktorlar sonucu kontrol ediyor.En azindan benim icin boyle gelisti.Oglumun kafasi sIkIsmasaydi , strese girmeseydi ben de , doktorumuz da normal dogumla sonuclansin isterdik.Ama su bir gercek sezaryen bize toplamda 22.000 $ mal oldu.Doktorlarin sirf para icin bunu yaptigini zannetmiyorum.72 saat boyunca ozel masajdan mesanemin bosaltilmasina , sicak banyodan plates topuna her seyi denediler ama son dakika her sey degisti ve apar topar sezaryen oldum.Cok zoruma gidiyor insanlarin sezaryen icin “tu kaka” yapmasi..Normal dogum yapan insanlarin da “hic bir mudahale olmadan normal dogurdum “havasiyla ucmasina da ayrica ayarim arkadas adi ustunde zaten NORMAL tabi ki mudahale olamayacak neyine kasiliyorsun ? ay sinirlendim yine 😦

  5. ağzına sağlık görkem cim ne güzel ifade etmişsin hepimizin duygularıını.her işimiz tam ya bir kürtaj konumuz eksikdi. hiçbir kadının dediğin gibi güle oynaya kürtaj olmaya gittiğini sanmıyorum.bebeğinden vazgeçmenin yanında tam bir ameliyat sayılır kürtaj. kimse durduk yere o masaya yatmak tan keyif almıyordur sanırım. sezeryana gelince artık parasal olarak zaten normal doğumla aynı ücreti alıyor doktorlar.üstelik evet normal doğum yaptım diye ortada kasılanlara bende gıcığım.bende emir de 42 hafta bekledim doğurmak için . üstelik anlaşma yapmıştım doktorumla epidural bile istemiyorum diye:) fakat canı istemeyince doğmuyor işte.mecburen sezeryanla almak zorunda kaldı doktorum.neyse ki buna karar vermişiz çünkü doğum sırasında kakasını yaptı emir.ya ni bir kaç gün dsaha beklesem belki bebeğimi kaybedecektim.bilimin ve gelişen çağın bize sunduğu olanakları kullanmak tabi ki de muhteşem bir şey.tabi ki bu nimetleri kötüye kullanan insan lar da yok değil.ama istisnalar her alanda mevcut.

  6. ben normal doğum yaptım, doğum o kadar zorlu geçti ki ben iki ay yataktan kalkamadım. Tibet doğum sırasında kolundan hasar aldı… çoğu zaman keşke sezeryanda ısrar etseydi doktor derim kendime… şimdi ne doğru ne yanlış?

    utanıyorum artık Görkem… duyduklarımdan, gördüklerimden ben utanıyorum. ben onların gözünde dinsiz imansız sınıfındayım ama… bunların Allah korkuları bile yok! iyimser bakmaya çalışırdım hep ama artık çocuklarımızın geleceğinden çok endişeliyim, çok!!!

  7. Çok güzel yazmışsın duygularımızı.
    Bu iktidar kendi elleriyle, kendi ihmalleri ve hatalarıyla öldürdüğü insanların hesabını vermektense, vatandaşının heryerine el uzatıyor. Cidden çok kötü günler ve daha da kötü günler bizi bekliyor. Çok yazık, çok.

  8. ben tabi bu ara cok blog okuyamadigimdan dun gormemisim bu yazdigini gorkem benzer seyler yamisim bilsem direk buraya bakin yazardim. Bu da gosteriyor ki aklin sagduyunun yolu bir hepimizin paylastigi dusunceler ayni. Hic uca cekmeye falan da gerek yok ki neyi tartistiriyorlatr anlamiyorum. Yasak basli basina cirkin. Bugun bu yasak, yarin ne gelecek ardindan. Yeter artik gercekten!

  9. Ben, gerçekten bu ülkenin gidişatından çok bunaldım…Buna tüm kadınların tepki vermesi lazım iken bunuda politikaya ve dine alet edildi.Imam, hekimden daha fazla konuşuyor…konuşanların içinde kadınlar gene yok.Yahu bıktım artık dinen caiz mi haiz mi diye? artık nefes almamızı bile imama soracaklar.Islamcı kesimden bayanlar, Başbakanımız haklı diyorlar, kendilerin 3 yada 4 çocuk günlerce evlere hapisler, kocaları imam nikahlı diğer hanımlarını peryodik ihtiyaç ziyaretinde bulunsunlar ortaya ordu gibi geleceği olmayan tanımsız gayrimeşru mutsuz çocuklar, Türkiye’nin geleceği! olacaklarmış.Tecavüzcünün çocuğu, ve bu çocuların ülkesinden gelecek bekleniyor. Devlet sahip çıkacakmış(sokaklarda dilendirilen çocukları koruduğu gibi)! ….Yok yol yapdı, yok bina dikdi diye OY verdik, sonumuzu Allah hayır etsin.Hepimiz verdik, evet…ama bunu beklemiyorduk.

  10. ne günlere geldik değil mi?neler konuşup,tartışıyoruz…ve malesef her geçen gün yükselmeye de devam ediyorlar..korkutucu…huzursuz ve çok kaygılıyım…ben de karaladım bir şeyler …yeter ki bir ses ,bir nefes olalım,azınlık değil çoğunluk,çoğunlukta da birlik olalım diye…sevgiler…

  11. bu yazıya ilk yorum yazanlardan biri oldugun için daha sonrasında geri dönüp diğer yorumları okumamışım. körü körüne inanıp sorgulamayan insanların aksine bizim gibi herseyi didik didik edip sorgulayan insanların olması çok guzel. Karikatürü görmedim ama paylaşan arkadaşının yaşadığı durum için çok üzüldüm, sindirme politikasından başka birşey değil ne yazık ki:(

  12. Ne güzel yazmışsın Görkemciğim,hislerime tercüman oldun.Kürtaj kolay alınabilecek bir karar değildir.Bir kadın hamile olduğunu anladığı an anne olur bir erkek ise çocuğunu kucağına aldığı an baba olur.aradaki fark ortada sanırım.Ben hiç bir annenin kolay kolay yavrusundan vazgeçeceğini sanmıyorum.eğer ki kadın o kararı alıyorsa bunu sorgulamak hiç bir erkeğin hakkı değildir, hatta .Hele ki başbakan veya bakan yahut din adamları.Onlar milyonların vebali ile uğraşa dursunlar , artık bu ülkede kadınlar seslerini duyurmak zorunda…En çok kürtaj veya düşük yapma vakaları nerede oluyor ona bakmak lazım bir de..Söylenecek çok söz var ama susuyoruz ve bastırıyoruz.Keşke kadınlar gerçekten birlik olabilse ,işte o zaman düzen değişir..Yeter ki isteyelim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s