Şimdi Bodrumlu olduk, sokakları doldurduk :)

Rüzgar’ın 22 aylıktan beş yaşına kadar aynı kreşe devam ettiğinden ve öğretmenlerini birer eğitimciden çok, bir abla, neredeyse anne gibi benimsediğinden bahsetmiştim daha önce. Şeker Portakalı Anaokulu, belki de benim annelik yaşantımın en büyük şanslarından biri oldu. Öğretmenleri ile kurduğumuz sağlıklı iletişimle Rüzgar’ın gelişimsel problemlerinin üstesinden sancısız bir şekilde geldiğimiz gibi, aynı zamanda Bodrum’da kuracağımız yeni hayatımıza da onu çaktırmadan, mükemmel bir şekilde hazırladılar. Rutin delisi, salondaki sehpanın yerinin değişmesine bile tahammül edemeyecek kadar alışkanlıklarına düşkün oğlum, süreci kazasız belasız atlattıysa, bu benim plan program delisi obsesif yapımın, ince hesaplarımın, destekçilerimin ve kreş öğretmenlerinin başarısı.  Neler yaptığımızı kısaca anlatayım:

. Ümit, bizden önce Bodrum’a yerleşeceği için önceliğimiz Rüzgar’ın Bodrum’u sevmesi, babasıyla onu ayıran bir tehdit gibi görmemesiydi. Bu yüzden bir hafta sonu sadece tatil yapar gibi Bodrum’a geldik ve Rüzgar Efendi’yi tabiri caizse paşalar gibi ağırladık. Oyun, bowling, deniz, pizza, Allah ne verdiyse 🙂

. Bu arada Şeker Portakalı’ndaki öğretmenleri Rüzgar’ı artık büyüdüğüne, o yüzden büyük okula gideceği fikrine alıştırmaya başladılar. Şansımıza çok yakın dört arkadaşı daha “büyük okul”a gidecek, dolayısıyla arkasında kimseyi bırakmış olmayacaktı. “Rüzgar’ın büyük okulu Bodrum’da” diye baştan beri tekrarladık.

. Ondan sonraki hafta TED’in mülakatı için yine geldik. O gün de arıza çıkmasın diye bir eli yağda, bir eli balda iki gün geçirdik. Mülakat nasıldı derseniz, ben Rüzgar’ı okula aldıklarına hala inanamıyorum çünkü Rüzgar mülakat sırasında öğretmenin sorduğu soruların bir kısmını başaşağı olarak kafasını çıkarttığı koltuğun sırt dayama yerinden cevapladı. “Farklılıkları kucaklıyoruz” derken haklıymış Tedliler 🙂

. En zor dönemimizi oryantasyon haftasında geçirdik. Çünkü henüz ev bulamamıştık, otelde kalıyorduk, Rüzgar okula otelden gidip-geliyordu ve haklıydı, bu gerçekten tuhaf bir durumdu. Neyse ki bu dönemi de sınıf öğretmeninin anlayışı, özel ilgisi ve Rüzgar’ı kısa zamanda çok iyi deşifre edebilmesiyle hasarsız atlattık. Rüzgar’ın kreşin atmosferinden koskocaman bir okula ve yepyeni öğretmenlere alışabileceğinden şüpheliydim açıkçası. Ama onu “büyük okul” konusunda öyle bir gazlamışız ki, bu gazla uzun süre idare etti 🙂

. Ev bakarken onun fikrini de aldık. “Burayı beğendin mi? Neresi senin odan olsun?” gibi sorularla olaya dahil ettik.

. Yine de tüm önlemlere rağmen taşınacağımız günün öncesinde Rüzgar’ın yatakta içini çekerek ağladığını duydum. Bu  olay, çocuklara her bir detayın adım adım, sakince anlatılmasının önemini gösterdi bana:

– Ah tatlım, n’oldu, neden ağlıyorsun?
– Anne, biz Bodrum’a taşınacağız dedin ya… Ama eşyalarımız ne olacak?
– Herşeyimizi yanımızda götüreceğiz Rüzgar’cım. Oyuncaklarını, eşyalarını, koltuklarımızı, her şeyi!
– Hayır, sen yanlış söylüyorsun. Bu kadar eşya bizim Fordumuza sığmaz ki…

Garibim, kara kara düşünüyormuş meğer, “biz bu kadar şeyi nasıl taşıyacağız” diye.

. Taşınma günü, evin toparlanması bizim için bile travmatik olacağından, sabahtan Rüzgar anneanneye gönderildi. Sonra söz verdiğim gibi dev kamyona bindirildi  ve Bodrum’daki evi tamamen yerleştikten sonra gördü.

. Taşınma sürecini anlaması ve benimsemesi için pedagogların önerdiği, New York Times gazetesinin çocuk kitapları alanında en çok satanlar arasında gösterdiği Minik Rakun “Veda Öpücüğü adlı kitabı okuduk. Ancak bu kitap Rüzgar’ı daha da hüzünlendirmekten başka işe yaramadı maalesef. Bence haklıydı da, çünkü kitapta rakun ailesinin yaşadığı ağaç insanlar tarafından kesileceği için taşınmak zorunda olmaları anlatılıyor. Yazar Audrey Penn, bari ormanı tümden havaya uçursaydı da biraz daha action katsaydı olaya diye düşünmeden edemedim.

Şimdiki durumumuz, her hafta bir gece uyku öncesinde geleneksel olarak tekrarlanan “Eski evimiz nerede, duruyor mu, simitçimiz n’apıyor, ne zaman geri gideriz?” sorgulamaları dışında normal… Bu aşamaları birer birer atlarken çok şanslı olduğumuz için şükrettiğim şeyler var:

1. Bodrum’un, İzmir’e yakınlığı.

2. Annemin kuzeni Almila‘nın Bodrum’da oturması.  Otelde yaşadığımız dönem ev ortamını çok özleyen Rüzgar için, kaçıp sığınabileceği bir evi olması.

3. Anneanne ve babaannenin, destek kuvvet olarak her tür fiziksel, maddi manevi katkıya hazır vaziyette beklemeleri.

4. Instagram ve Twitter‘ın rehabilite edici etkisi… Yoldayken, taşınırken, gelirken, dönerken, kısacası attığımız her adımda gelen güzel mesajlarınız, yorumlarınız, cesaret verici sözlerinizin paha biçilemez değeri…

Ve haftalar sonra tekrar rutine dönebilmek. “Sıradan” bir yaşantının güzelliği… En önemlisi, yeni bir hayatta, hala eski ben olmak…

Emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkürler 🙂

Reklamlar

24 thoughts on “Şimdi Bodrumlu olduk, sokakları doldurduk :)

  1. Ben de hızlıyım ben deeee:) Temaya bayıldım bu biiiir. Bodrum size hep uğurlu gelsin ikiiii. Yemişim mülakatını, en güzelini yaptın Rüzgar bu da üüüüç.

  2. Bodrum, bodrum 🙂
    Rüzgar’ı kabul etmeyecekler de kimi kabul edecekler? Rüzgar onlar için şans Görkemim.

  3. Ben hala rüzgarın koltuktaki pozisyonunu çözebilmiş değilim 🙂 koltuğun arka kısmında boşluk mu vardı ki? Alem bu çocuk! Hüzünlendirici kitaba gelince, ben de sinir oluyorum bazen çocuk kitabı ya da çocuk filmi diye güveniyoruz ama güvenmemek lazım, ben genelde ona okumadan önce kendim okuyorum, ya da çizgifilm dvd’sini o uyurken önce ben izlediğim çok olmuştur. Sonra uygun görürsem kullanıma açıyorum :p)) Irmak’ın da çok hassas bir yapısı var, izlerken çaktırmıyor bazen ama yatmadan önce yumurtluyor, çok etkileniyor izlediklerinden ya da dinlediği masallardan. Sen bence bir annenin üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirmişsin, ufak tefek şeyler olacak artık, o yaşta evinden ayrılmak kolay kabul edillir bişey değil bir çocuk için. Taşınma olsun ya da başka konu olsun, herkes böyle ince düşünüp bilinçli davranmak için çaba göstermiyor bile. Huzurunuz bol olsun…

    • Sağol Büşra’cım, kitapları mutlaka ama mutlaka önceden okumak gerekiyor senin de yazdığın gibi. Ben genelde kitabevinde alırken okuyorum bir çırpıda veya çok güvendiğim bloggerların tavsiyesine göre alıyorum.
      Irmak’a öpücükler…

  4. çocukların bu kadar çok detayı düşünebildiğini tahmin edemezdim. amma çok şey düşünmüş yahu:)) ama helal olsun süper hazırlamışsınız Rüzgar’ı … tebrik ederim.:))

  5. anlatımın çok içten, sanırım Deli Anne sen ve ben ondan iyi anlaşıyoruz
    Hayırlı olsun yeni hayatınız
    Benim de doktor olan amcam ve eşi (ki bebek bekliyor) Yalıkavak’ta oturuyor. Belki arkadaş bile olursunuz.
    Amcam da İtalyan hast başhekimi iken vs vs kalkıp bodruma taşındı
    pek matrak, kuraldışı vs zıpır bir adamdır
    Şimdi orada çok mutlu
    Bu arada Frod’a nasıl sığacak endişesi çok şekermiş

  6. Bravo size,ailecek iyi kotarmışsınız gerçekten bu süreci…Rüzgar kreş konusunda çok şanslıymış,ne güzel..Bayılıyorum böyle aile gibi olabilen kreşlere..Anneanne-babanne desteği konusunda kıskanılıyorsunuz, haberiniz olsun..Seni ve Rüzgarı seviyorum Görkemcim,bir gün tanışacağımızı umuyorum…Sevgiler..

  7. merhaba. Hoşgeldiniz. Bloğunuzun tamamını okumadım ama 32+3 doğmuş bebeğiniz ve bodrum da olduğunuzu öğrenmem bu yorumu yazmama vesile oldu. Bende bodrumda yaşayan 32+5 bir kız bebek sahibiyim. yazdığınız onca tıbbi terimi o kadar iyi biliyorum ki. sevgiler.

  8. Geri bildirim: Fıssss! Havam söndü | "Rüzgar"lı günlerim ve gecelerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s