Ooopss!

Rüzgar, ateşler içinde uyumaktadır. İlaç saati geldiğinde, anne-babanın tüm iteklemelerine, dürtüklemelerine, öpmelerine karşın uyanmaz. Bir süre sonra Görkem endişelenmeye başlamıştır:

Görkem: Rüzgaaarr, Rüzgaaarr, canıım, hadi oğlum benim, ilaç saati.

Rüzgar : (Tek gözünü açar, ters ters bakarak) Off anne, neden bağırıyosun, uyuyorum yaaa!

§§§

İlaçlar fayda etmemiş, yine hastane yollarına düşülmüş, işin acı tarafı kan alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Laboratuvara giderken baba tarafından birazdan arı ısırığı gibi bir şey hissedileceği, fakat üzülünmemesi gerektiği çünkü sonucu bekleyene kadar oyuncakçıya gidilip süper bir araba alınacağı yolunda telkinlerde bulunulmaktadır. O zamana kadar metanetini korumakta olan Rüzgar, iğnenin batmasıyla çığlığı basar.

Rüzgar: UVAAAAAAAAAAAAA! ACIDIIIIIII.

Ümit  : Tamam oğlum, geçti

Rüzgar: GEÇMEDİİİİİİİİİİİİİİİİİİ

Ümit  : Bak lolipop veriyo sana abi

Rüzgar: LOLİPOP İSTEMEEEEEEEMM. BİŞEY İSTEMİYORUUUUMMM

Ümit   : Araba? Araban ne renk olsun?

Rüzgar: SARIIIIIIIIIIIIIIIII

§§§

Yatma öncesi, Rüzgar şımarıklıklarıyla babasını kızdırmış, Görkem durumu düzeltmek için oğluyla konuşmaya karar vermiştir.

Görkem: Rüzgar’cım, baba çok kızdı sana.

Rüzgar: (Dudak bükerek) Baba bana bağırdı anne.

Görkem: Olabilir, demek ki yanlış bir şey yapmışsın.

Rüzgar : Ama o bana bağıramaz.

Görkem: (Özgüveni fazla parlattık galiba diye düşünerek) Tabii ki bağırabilir. Eğer gerçekten yanlış bir şey yapıyor ve ona bile bile devam ediyorsan, baba da bağırabilir, anne de.

Rüzgar: HİÇ DE… KİMSENİN BANA BAĞIRMAYA HAKKI YOK

Görkem: ?!?!?

§§§

Akşam, eve dönüş yolunda sohbet edilmektedir.

Görkem: Eee Rüzgar, okul nasıl geçti?

Rüzgar : İyiii… Bıdır bıdır mır ımır bıdır bla bla bla (laf arasına sokuşturarak, sanki çok önemsiz bir şeymiş gibi) haa bi de Demir’in kafasına vurdum.

Görkem: Hiiii, Rüzgar, nasıl yaparsın? Hem sen onun ağabeyi sayılırsın…

Rüzgar: Özür diledim ama anne.

Görkem: Ah Rüzgar, inanamıyorum. Hem sen Pınar’a söz vermedin mi ona göz kulak olacağım diye? Gerçekten çok üzüldüm çook. Senden hiç beklemezdim valla.

Rüzgar: Tamam anne, özür diledim dedim. Konu kapandıııı.

§§§

Rüzgar’ın yeni hobisi, baledir. Kendi kendine piroutte egzersizlerine falan başlamıştır.

Rüzgar: Anneee bak balerin oldum.

Görkem: Ona balet denir Rüzgar’cım. Kızlar balerin, erkekler balet olur.

Aradan biraz zaman geçer, Rüzgar yine prova (?!) yapmaktadır.

Rüzgar : Anneeee, bak balet yapıyorum.

Görkem: Çok güzeell. Ama bale demelisin.

Rüzgar: E sen balet dedin ya.

Görken: Ben bale yapan erkeklere balet denir dedim, yapılan sanata bale denir.

Rüzgar: OOOOOOFFFFF!

§§§

Rüzgar: Anne, okula yeni bi kız geldi (Yaş grubunda, on erkeğe iki kız düştüğü için, enteresan bir haberdir bu)

Görkem: Aaa, süper…  Adı ne?

Rüzgar: Melissa

“Melissa” ismi pek bir genizden çıktığı için, Görkem sorma ihtiyacı hisseder:

Görkem: Güzel mi peki?

Rüzgar: Güzeel… Senin gibi… Ama kolyesi yok.

Görkem: 🙂 🙂 🙂

§§§

Rüzgar, Öğretmenevi’nde gidilen bir nişanda, hayatında ilk kez alaturka tuvalet görmüştür. Babasıyla tuvaletten döndüklerinde, gözlerini faltaşı gibi açarak annesine koşar.

Rüzgar: Anneee, tuvalet var ya… çok acaipti.. (Ellerini, omuzlarının yanında tutup iki yana açarak) Böyleydi…

Görkem: Hahahha! Evet Rüzgar’cım, bazı tuvaletler öyle olur.

Aradan bir kaç gün geçmiştir. Rüzgar kel alaka bir zamanda, birden:

Rüzgar: Anne… ben bi daha öğretmenlerin evine gitmek istemiyorum. Orda tuvaletler çok acaip.

§§§

Rüzgar ve Görkem, İlk İngilizce Kelimelerim kitabının eylemler sayfasını okumaktadır.

Görkem : Burda adam ne yapıyor?

Rüzgar : Running

Görkem : Burda?

Rüzgar : Playing (Duraksar, başka bir resmi gösterir) Anne bu ne?

Görkem: Türkçesini mi soruyorsun?

Rüzgar : Evet, ne bu? Hiç görmedim ben bunu.

Görkem: (Kısık sesle) Ütü oğlum… Babaannenin yanında okumayalım biz bu kitabı olur mu?

§§§

Sonunda ailece, Burger King veya Domino’s dışında, adam gibi bir yere yemeğe gidilmiştir. Restoran çıkışı, vale koşarak arabanın kapısını açar, Rüzgar’ın binmesine yardım eder.

Rüzgar: (Arabanın içinden dik dik çocuğa bakarak) Bu kim yaa!

Görkem: (Utanç içinde) Hadi oğlum, ilerle yavrum, hadiii…

§§§

Uyku öncesi debelenmeleri…

Rüzgar: Anneee, uykum yok.

Görkem: Ben biraz ayak masajı yapayım sana, hemen gelir.

Rüzgar: Anne, bir elinle bir ayağımı, öbür elinle öbür ayağımı, bir elinle de elimi tut.

Görkem: Üç etti ama.

Rüzgar: Ha?

Görkem: Rüzgarcım, o dediğini yapabilmem için üç tane elim olması lazım. Ama benim sadece iki elim var.

Rüzgar: Neden?

§§§

Sabahın erken saatleri. Görkem iş için hazırlanmaktadır.

Rüzgar: Anne, bu üzerindeki ne?

Görkem: Elbiseee

Rüzgar: Altına bişey giyseydin.

Görkem: Ne gibi?

Rüzgar: Pantolon gibi.

Görkem: ?!?!?!?

§§§

Rüzgar, Disney Junior’da, Görkem’in geç kalan müdahalesi yüzünden, diş perisi masalına maruz kalmıştır. Ve aynen annesinin tahmin ettiği gibi, film biter bitmez, hezeyanlar başlar, yatma öncesi ise doruğa çıkar.

Rüzgar: Üüüühühüüü, anneeee, benim dişlerim dökülmesiinn.

Görkem: Ama eski dişler gidince, yerine bembeyaz, harika dişler gelir.

Rüzgar: Üüüü, ben büyümek istemiyoruumm, dişlerim dökülsün istemeeemmm.

Görkem: Aaa, hem bak diş perisi hediye de bırakıyor ya çocukların odasına, ne güzel (Denize düşen yılana sarılırmış)

Rüzgar: Anne, diş perisi diye bir şey yoktur, o sadece bir film.

Görkem: (Bezmiş) Tamam oğlum, dökülmeyecek senin dişin.

Psikopat anne Görkem, oğlunun tepkisini merak ettiği için, o gece, Rüzgar uyurken bileğine güzel bir bileklik takar. Sabah, Rüzgar’ı uyandırır uyandırmaz, Rüzgar hemen farkeder.

Rüzgar: Aaa, anneee. Bu nerden çıktı, diş perisi mi getirdi yoksa?

Görkem: E sen yok öyle bir şey diyordun.

Rüzgar: Varmış işte, bak.

Bilmiyorum çocukların gerçeklik algısı üzerine daha net bir örnek olabilir mi 🙂

§§§

Rüzgar Bey’in isteği üzerine eğlence merkezine gidilmiş, oradan oyuncaklar alınmış, yemekler yenmiş, kısacası paralar dört bir yana saçılmıştır.

Rüzgar: Anneeee, daha oynicam benn, eve gitmeyelim.

Görkem: İyi de oğlum paramız kalmadı.

Rüzgar: Hiç mi yok?

Görkem: Biraz var tabii ama onu harcayamayız.

Rüzgar: O zaman babanın bankasına gidelim, oradan para alalım.

Görkem: Oğlum, varolmayan bir şeyi alamazsın ki.

Rüzgar: Az olan paramızı verelim, fazlasını alalım.

Görkem: (Artık sabrının sonlarında) Öyle bi konsept var aslında Rüzgar’cım ama tersini yapıyosun. Yani çok olan parayı veriyosun karşılığında daha az para alıyosun.

Baba, kastedileni anlamış, kahkahadan kırılmaktadır.

Rüzgar: Nerde orası anne?

Görkem: Cayman Adaları’nda 🙂

§§§

Rüzgar, YouTube’dan annesinin seçtiği playlisti dinlemektedir.

Rüzgar: Anne, burda ups şarkısı var mı? (Rüzgar son zamanlarda, nereden öğrendiyse, “Ooops” sözünü sık sık kullanınca, Görkem’in aklına, çok faydalı bir esermiş gibi Britney Spears’ın Oops!…I Did It Again şarkısı gelmiş, ona mırıldanmıştır şarkıyı.)

Görkem: Dur bakalım… Hah, işte bu.

Rüzgar şarkıyı sonuna kadar tepki vermeden izler, sonra annesine döner ve sorar:

Rüzgar: Anne, bu kadının neden hiç sesi çıkmıyo?

Görkem: (Kendi kendine mırıldanarak) Canlı performanslarda çıkmaz oğlum bunların sesi.

§§§

Çılgın geçen, geç yatılan bir gecenin sabahı… Ne yazık ki okul günü.

Rüzgar: Anneee, ben bu gün dışarı çıkmicam.

Görkem: Ah tatlım benim, keşke öyle bir şansımız olsaydı… Ama ben işe gideceğim ya, sen de okula gideceksin.

Rüzgar: Anne, gece hiç yatmamak, sabah da kalkmamak istiyorum.

Görkem: Valla, ben de oğlum!

§§§

Rüzgar oyun oynarken aniden koşa koşa annesinin yanına gider ve avucuna bir şey bırakır.

Rüzgar: Anneee, bak sana ne getirdim?

Görkem: (Tüm sevecenliğiyle) Aaa tatlım, ne getirdin?

Rüzgar: Kurumuş bi sümük. Burnumdan çıkardım.

Görkem: Mersi.

Reklamlar

21 thoughts on “Ooopss!

  1. İyi ki yazip paylastin bunlari okumak cok iyi geldi en cok ütüdrn etkilendim ve sanirim benim oglumda utu nedir hic bilmeyecek cunku annesi bile utuyu gorunce bu ne be diyor :)))

  2. Hahaaa süpermiş hepside bizde de şöyle bişiy yaşandı: Denizden çıkıldı eller,yüzler kum içinde elde kova odaya doğru gidiliyo yemek yenecek:

    ufaklık:anneeee dondurmaaa
    anne:annecim yemek yiycez olmaz şimdi yiyelim alırız
    ufaklık:anneeee dondurmaaaa (kendini yere attı kova kürek yerlere saçıldı gözyaşları yüzünde çamur oldu köprü altı çocuklarına dönüldü)
    anne:ama paramız yok tatlım
    ufaklık:(yanımdaki arkadaşı göstererek)ühühüüü o zaman şu abla alsın!!!
    anne:!!??!!!:))
    abla::))!!
    alemler ya her anları her lafları ayrı bir dünyanın esintisi:)

    • Yerim ben onu, nasıl umutsuzca canı çektiyse elalemden medet ummuş 🙂 Bizimki de geçenlerde istedi dondurma, ben de arabadayız, batırmasın ortalığı diye mırın kırın ettim. “Ama anne, Panda sadece 50 kuruş” dedi. Annem yeminler ediyordu çocuğa televizyon izletmiyorum diye, işte size ispatı!

  3. ben acaip tuvaletleri de çok beğendim:)
    geçen işyerinde bi yazını okurken az daha servisi kaçırıyodum..şimdi de bunu okicam derken yemeği unutmuşum..lütfen bi daha yazma olur mu:D

  4. Geri bildirim: Vur dedi, öldürdüm! | "Rüzgar"lı Günlerim ve Gecelerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s