Vur dedi, öldürdüm!

Geçenlerde Buya, benim blogu bayağı bir alt-üst etmiş, sonra da şu yazıma kibar bir serzenişle yorum bırakmış:

” elbise, ütü ve sümük olayına koptum 🙂 ütü olayını 3 kerede anladım ama :))))) koptum sonrasında:)) ya görkem eskiden daha uzuuuunn yazıyormussun :(” 

Evet, gerçekten eskiden daha uzun yazardım. Bir kere, daha çok vaktim vardı, ikincisi Buya’ya cevabımda da yazdığım gibi, eskiden Rüzgar’ın söylediği şeyler daha enteresan geliyordu bana. Şimdi alıştık heralde. Neyse ki kağıdım kalemim hala yanımda ve not almaya devam ediyorum. Üçüncüsü, dünya bu kadar kötü değildi. Yani belki öyleydi de, böylesine ayyuka çıkmamıştı kötülüğü. Dolayısıyla artık Rüzgar’ın sümüğünden, sayıklamalarından, gündelik telaşlarımdan bahsetmekten utanıyorum galiba… Hatta günün her saati, fettan bir kadın gibi bize işve yapan denize bakıp keyif almaktan, Bodrum’un güzelliğinin gözlerimi kamaştırmasından bile utanıyorum.

Ama dünya kötü diye anılarımı saklamaktan da kaçınacak değilim. Buyurun bakalım, ayakkabı kutularından milyon dolarlar çıkarken, insanlar gaz bombaları altında sığınacak delik ararken, “tape”ler, “filmler”, Kabataş “saldırısı” iddiaları, paralel dünyalardan gelen açıklamalar, beddualar, raporlar, yalanlar ortalıkta uçuşurken biz küçük ve masum yaşantımızda neler yapmışız:(Instagram’da beni takip edenler için bazı maceralar ikinci baskı olabilir, uyarayım)

________________________________

– Anne, insanlar neden hırsız olur?

– İstedikleri şeylere sahip olamadıklarında bunu haksız bir şekilde elde etmeye çalıştıkları için.

– Mesela bir çocuk araba çalıyor, hırsız oluyor arabası olmadığı için..

– Evet, aynen canım

Bu konuşma sırasında, Gümüşlük’e doğru yol alıyoruz. Sağda, yolun kenarında taş kıran küçücük bir çocuk görüyoruz. Rüzgar ona bakıyor bakıyor ve şöyle diyor:

– Belki de sadece kalbi kırılmıştır anne, ondan hırsız olmuştur.

________________________________

Kitap okunuyor. Eskiden büyük bir keyif olan kitap okuma saatleri benim için artık bir eziyete dönüşmüş durumda. Çünkü Rüzgar’ın soruları bitmiyor bitmiyor bitmiyor. Üstelik, daha da acı veren kısmı, verdiğim cevapları da ya beğenmiyor, ya da söylediklerime inanmıyor. Ciddi bir sabır testi yani.

Okuduğumuz kitapta aile kavramı anlatılıyor. Bazı ailelerin kalabalık olduğu, bazılarında anneanne babaanne ile birlikte yaşandığı falan. Sıra üç kişilik bir aileye gelince “Bak Rüzgar” diyorum, “İşte bu da bizim gibi bir çekirdek aile” Bizimki bakıyor bakıyor ve ağlamaya başlıyor “Ama neden… Neden anne? Ben çeyrek aile olmak istemiyorum, tam aile olmak istiyorum!!!”

________________________________

Alışverişteyiz… Rüzgar vitrindeki cansız mankene büyük bir dikkatle bakıyor. O kadar dibine giriyor ki, dayanamıyor ve şöyle söylüyorum: “Kucağına otur istersen” Bizimki bir iğrenme hareketi yapıyor “Aıyy anneee, olamaaz” Bu defa şaşırıyorum: “Oğlum, neden olmasın?” “O mankenlerin ölmüş insan parçalarından yapıldığını bilmiyor musun?”

Sağol oğlum, artık sayende bir fobim daha oldu 🙂

________________________________

Hafta sonu… Nereye gitsek diye plan yapıyoruz. Bizimki hemen atılıyor “O bozuk resimlerin olduğu yere gidelim anne”

Bozuk resim = Karikatür   Bozuk resimlerin olduğu yer = LeMan Kültür.

Welcome to our world 😀

________________________________

Sokakta yürüyoruz. Önümüzden fıstık mı fıstık iki genç kız yürüyor. Harika görünüyorlar. Rüzgar uzun süre ağzı açık bakıyor ve onlardan gözünü ayırmadan bana soruyor: “Anne, onlar manken mi yoksa normal insan mı?”

________________________________

Gece, müzik dinliyoruz. Anna Netrebko, “Song to the moon“u söylüyor.

Rüzgar, “Anne, biliyor musun, bu müzik beni üzüyor” diyor. “O zaman değiştirelim tatlım” diyorum. “Ama hoşuma da gidiyor” diye cevap veriyor.

“İşte buna sanat denir Rüzgar’cım” diyorum…

Müzik bitene kadar hiç konuşmuyoruz.

________________________________

Rüzgar beni çok kızdıracak bir şey yapıyor. Öfkelendiğimi bildiği için durmadan sorular sorarak aklınca beni yumuşatıyor.

“Rüzgar, şu anda sinirliyim. O yüzden biraz beni yalnız bırakır mısın” diyorum. “Tamam, ben odama gidiyorum, cezama karar verince beni ararsın” diyor. Nereden arayacaksam 😀 😀

________________________________

Rüzgar hem Lego oynuyor, bir yandan da Dora the Explorer izliyor. Dora her zaman olduğu gibi ekran karşısındaki çocuklarla konuşuyor: “Önce hangi yoldan gitmeliyiz arkadaşlar?””Bu şekile uyan anahtar hangisidir sizce?” falan. Rüzgar kendi kendine konuşuyor “Dora sen salak mısın? Her şeyi bize soruyorsun”

________________________________

– Anneanne nedir anne?

– Ne olacak oğlum? Annenin annesi işte.

– Hayırrr, yaşlıya dönüşmek üzere olan annedir (Annem duymasın 🙂 )

– Peki o zaman büyükanne nedir Rüzgar?

– Önce çok büyüyen sonra da boyu kısalan anneannedir.

________________________________

Rüzgar her zaman olduğu gibi, binlerce soru sormakta ve verdiğim cevapları beğenmemektedir. En sonunda çileden çıkarım ve hönkürmeye başlarım “Oğlum, bak kızıyorum ama. Bilmediğim soru sorsan bilmiyorum derim, cevaplamam. Bildiklerimi anlatmaya çalışıyorum ama sen kabul etmiyorsun.”

“Sen nasıl olur da her sorduğumu bilirsin anne? Allah mısın?

________________________________

Rüzgar, ödev yaparken, maksat konuyu dağıtmak olsun; her seferinde varoluşçuluğun ağzından girmekte, burnundan çıkmaktadır.

Okuma yaparken:

“Anne, babam Allah Baba diyor ya (Ben o sırada içimden öfkeden kuduruyorum tabii, kaç defa uyardım böyle söyleme diye. Neyse o ayrı bir yazı konusu 🙂 ) Madem Allah Baba, karısı kim, çocuğu var mı? (Tövbe tövbeee) “Babana sor çocuğum” 😀 “Peki dünyamız nerede yapılmış, fabrikada mı?” Tam onu savuşturuyorum, bir tane daha geliyor “Cennet kesin uzayda bir yerde anne” 🙂

Yazı çalışması yaparken: 

“Anne, acaba yuh nasıl yazılır?” Nasıl ters baktıysam artık, hemen toparlıyor “Neyse anne, öğrenmesem de olur, di mi?”

“Anne benim kesin kaleme alerjim var, elime alır almaz kaşınmaya başlıyorum”

“Burnumdaki sert sümük yüzünden güzel yazamıyorum”

Belki motivasyon olur diye müzikle ders çalışmayı deniyoruz.

– Bu ne anne?

– Beethoven’ın yedinci senfonisi Rüzgar’cım

– Ben yedincisini demedim, Beethoven’ın kendisini istedim.

Matematik çalışırken:

– Rüzgar, bak, soruda diyor ki: Tini, toplama ve çıkartma yapmayı bilmiyor…

– Tini kimmiş ki anne?

– Oğlum, önemi yok. Kimse kim? Tavşanın teki. Sayı saymayı bilmiyormuş.

– Neden bilmiyormuş?

– Bilmiyormuş işte

– Annesine sorsaymış.

“OĞLUM SORUYU OKUSANA!”

“Ne bağırıyosun… Sadece bir soru sordum.”

________________________________

Rüzgar, arkadaşı ile oyun oynuyor, ben de kapı aralığından onları gözetliyorum. Arkadaşı yatağa uzanmış, bizimkine soruyor:

– Doktor, neyim varmış?

– Bi dakka! Önce beyninize falan bakmam lazım.

Elindeki cımbızla bir şeyler yapıyor, sonra teşhisi koyuyor:

– Maalesef ölmüşsünüz.

________________________________

Arabaya biniyoruz, radyoyu açıyorum. Güzel bir tango çalıyor.

Rüzgar: Offf yine bu sıkıcı müzik başladı.

________________________________

Okuldan gelir gelmez Rüzgar kudurmak istiyor. “Oğlum dur biraz dinleneyim, enerjimi toplayayım, öyle oynarız” diyorum. “Neden enerjiye ihtiyacın var ki?” diye soruyor. “Daha fazla televizyon seyretmek için mi?

________________________________

Alışveriş merkezinde:

“Anne neden vitrine bakıyorsun? Hiç bir şey alamazsın çünkü daha demin beni “paramız kalmadı” diye oyun alanından çıkardın.
fotoğraf (8)

Reklamlar

17 thoughts on “Vur dedi, öldürdüm!

  1. budur işte:) kahkahalarla okudum:)) sen su ödev yaptırma kısmını çaktırmadan babaya kaktır bence:)

    öte yandan bende de blog işi sekteye vurdu:( yazacak çok şey var ama yazamıyorum işte:((

  2. Aynı sabır denemelerini bende yasıyordum.. iyiki yazmışsın kendimden nefret etmeye başlamıştım taşan sabrımın sonunda ki bağrışlarımdan.. evet soru soruyor sonrada aldığı cevabı beğenmiyor.. sonrada öfke patlaması, o patlayınca bende patlıyorum..

    ama ne olursa olsun iyiki varlar..

  3. Ne yalan söyleyeyim bir yanım ”Allah sabır versin Görkem ablaya”,diğer yanım ”AHAHAHAHAHHAJSHJAKSDHDJKHGVHJSKDJFDKSLDJ” (random gülme diyoruz biz buna,gülmenin artık anırmaya geçtiği aşamayı temsil ediyor” dedi 😀
    Rüzgar’la tanışmayı cidden çok istiyorum bana istediği kadar mavi ekran verdirtebilir 😀

    • …”AHAHAHAHAHHAJSHJAKSDHDJKHGVHJSKDJFDKSLDJ” (random gülme diyoruz biz buna,gülmenin artık anırmaya geçtiği aşamayı temsil ediyor) dedi….
      olacak,düzeltmek istesem de çok geç kalmıştım 😦

  4. Sabah-sabah çoook güldüm:)Allah da sizi güldürsün… Rüzgarca soru ve cevaplar;olaylara Rüzgarca bakış ve çözüm :)Anne-oğul harikasınız,ama her zaman Rüzgar bir adım ilerde 😛 Çok fena…1-2 yıl sonra onun hızına nasıl yetişeceksiniz merak ediyorum :)Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s