Annelerin Günü…

Tamam  önemini fazla abartmayalım falan ama Anneler Günü’nde az da olsa bir sıradışılık bekliyor bu kadın bünyesi… Gel gör ki, benim açımdan o hayal kırıklığından, bu çöküntüye yalpalandığım bir gün oldu o Pazar.

Pınar Reyhan Özyiğit, Anneler Günü programı yapmış ya kendine Perşembe günkü yazısında:

Bu Anneler Günü gelin bir değişiklik yapalım hanımlar. Oturuyoruz, hediye bekliyoruz, çocuklarla vakit geçiriyoruz, ailelerimizle bir arada oluyoruz ancak hep bir şeyi ihmal ediyoruz, yok sayıyoruz, görmezden geliyoruz… Neyi mi? Kendimizi tabii ki… Bu kez bir değişiklik yapalım. Cumartesi gününü kendimize ayıralım. Benim planım bu şekilde. Neler mi yapacağım? İşte şimdi sizlerle paylaşıyorum. Varsa bir öneriniz değerlendireceğim, bekliyorum:
– Sabah erkenden kalkıp ormana gidip güzelce yürüyeceğim. İçime temiz havayı çekeceğim. Düşüneceğim. Hayal kuracağım. Kendi kendime…
– Sonra deniz kenarında bir kafeye geçip, bir de orta kahve söyleyip içeceğim. Hatta fincanı ters çevirip kendime fal bakacağım. Gazetelerimi tek başıma, sakin, keyifli bir şekilde okuyacağım. Uzun uzun…
– Devamında bir kuaföre atıp kendimi manikür, pedikür hediye edeceğim kendime. Saçlarımı da yaptıracağım. Kendimi güzelleştireceğim. O sırada yeni, taze taze dergileri okuyacağım. Marie Claire Maison ve Süper’in yeni sayılarını okuyacağım. Üzerlerine not alacağım. Sevdiklerimi işaretleyeceğim. Doya doya…
– Peşinden bir alışveriş merkezine gidip kendime ayakkabı ve çanta bakacağım. Geçen ay not aldığım, beğendiğim bir iki modeli deneyeceğim. Bütçeye uyarsa ve bulursam kendime onları satın alıp hediye edeceğim…
– Araya bir de keyifli öğle yemeği sıkıştırıp, peşinden sinemaya gideceğim. Dondurulmuş yoğurdumu alıp film izleyeceğim…
Akşam da kocamla baş başa bir yemek planlıyorum. Ki ona beni “anne” yaptığı için ve tüm gün kendime zaman ayırmak için yaptıklarımda bana şoförlük yaptığı için de teşekkür edeyim…
Görüldüğü gibi planı buradan yapmış, duyurmuş oluyorum…

Not: Genelde bir annenin yaptığı bu tür planlar elinde patlar. Hiçbir zaman tutmaz. Tam yapılamaz. Bakalım bu defa neler olacak? Sonrasında sizlerle de paylaşacağım.

Sevgili Pınar Hanım, aynen söylediğiniz gibi olur. Ben hemen paylaşayım:

♦ İlki ve en önemlisi, kayınvalidem Cuma günü düşüp ayak bileğini kırdığından ameliyat olmuştu ve hastanedeydi. Pazarları onlarda kahvaltı etme geleneğimiz bu yüzden sekteye uğramıştı ve ben bazı hafta sonları onlara, taa karşı tarafa gitmeye üşenip söylendiğimi hatırlamış ve çok utanmıştım.

♦ İkincisi, kocam yanımda yoktu. Eşimin, kooskoca bir dünya markası olan bankası, süper bir PR mucizesi yaratmış ve Bodrum’da yapılacak iletişim etkinliğini Anneler Günü’ne denk getirmeyi başarmıştı.

♦ Oğlumla, güzel havanın tadını küçük bahçemizde de olsa çıkarmaya çalışalım diye düşünerek bir çiçek sulama organizasyonu düzenledim. Sularımızı, sulama kaplarımızı aldık, ikimiz birlikte sulamaya başladık. Çalan telefona cevap vermek için dört saniyeliğine arkamı dönmemi fırsat bilen Rüzgar, bir kova suyu başından aşağıya döküverdi. Etkinliğimiz böylece nihayetlendi.

♦ Sabah korkunç bir migren ağrısıyla uyanmıştım. Oğlumla doya doya oynamak istiyor fakat kafamı bile kaldıramıyordum.

♦ Apartmanımızdaki tüm dairelere, sırasıyla demet demet çiçekler yağmasını seyrederken kanapede baş ağrısından kafam çatlarken yatmak pek iç açıcı değildi. Hele Rüzgar “Anne, bize neden kimse bize çiçek getirmedi?” diye sorunca, kabul etmem lazım, bayağı bayağı bozum oldum. Ümit’le telefonda konuştuğumuzda, “Şimdi Anneler Günü’nü kutlamıyorum, çünkü akşam geldiğimde çiçeğimi kendim vererek kutlamak istiyorum” dedi. Peki akşam geldiğinde ne söyledi ya da verdi: HİÇ BİR ŞEY!

♦ Öğlene doğru Rüzgar ilk defa “Anneee, kakam geldi” dedi. “Tamam işte ya, bundan güzel hediye mi olur?” diye düşünerek çok sevindim. Ancak hediyem, akşama kadar altı kez pantolon, dört kez çoraba kadar tamamen üst değişimi, iki defa çamaşır yıkayıp asmak oldu.

♦ Rüzgar yıkayıp astığım çamaşır miktarından memnun kalmamış olacak ki yatmadan önce de girişteki halının üzerine kusarak noktayı koydu.

Hepimizin Anneler Günü kutlu olsun 🙂

Reklamlar

4 thoughts on “Annelerin Günü…

  1. Görkemcim çok merak ettim Pınar Reyhan’ın çocuğu/çocukları kaç yaşındaymış da böyle abartılı bir program yapmış. Ben artık kabullendim inan hiç bir şey beklememeyi hatta hayal kurarken sınır çizgileri koymayı. Bu bir süreç ve her şey bir kaç sene sonra oğlum büyüdükçe daha farklı olacak onu bekliyorum (ama kaç sene onu bilmiorum :)))

    Daha da komiği salak salak kocamdan çiçek böcek beklemiyorken anzısın zır zır çalan kapıyı açtığımda karşımda kocaman bir demet papatya ile teyzem ve eniştem oğullarıyla geldiler. Hediyeler çiçekler derken ters köşe oldum ve sanki ilk defa hiç bir şey beklememeyi başarmanın mükafatını gördüm.

    Ps: Uzun zamandır ne babalar günü ne de eşimin doğum gününü hatırlayamıyorum unuttum gitti :)))

    • Pınar Reyhan’ın üç tane çocuğu var arkadaşım… Hatta birisi dokuz aylık civarı sanırım. Bence onun planı da büyük ihtimal elinde patlamıştır, evde bir dadı bir de yardımcı yoksa tabii 🙂

      Ben de çiçek böcek beklemiyorum triplerindeydim ama bu yazımdan sonra farkettim ki, bekliyormuşum….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s