“Orada” ilk anneler günü…

Özel günlere anlam yüklenmesine karşı değilim. Benim babam yok ama Babalar Günü’nde gördüğüm fotoğraflara, kutlamalara, “Baban olsun yeter” temalı paylaşımlara kızmıyorum. Üzülüyorum evet ama kızmıyorum. Ben de bu vesileyle babamı anıyorum diyerek kendimi avutuyorum.

Bu anneler günü ise belki de ilk kez böylesine yanık içim, kolum, kanadım kırık. Çünkü ben, muhteşem bir anne tanıdım. Ve bu, onun “orada” geçireceği ilk anneler günü. Tanıdığım en kuvvetli, en dirençli, en savaşçı, en çılgın, en yüreği tertemiz anne. Kemoterapiden çıkıp kızıyla trambolinde zıplayan, çok ağrısı olduğu zamanlarda, yattığı yerden çocuğunun hayatını, onda hiç bir tedirginlik yaratmadan, en ince detayına kadar programlayan, inatla, umutla, sırf kızıyla biraz daha fazla birlikte olabilmek için sekiz ay biçilen hayatına sekiz sene katan, “Hiç isyan etmedin mi, “neden ben” diye sormadın mı?” soruma, “İlk hastalandığımda sordum. Sonra onkoloji hastanesinde benimle sıra bekleyen minicik çocukları gördüğümde, bir daha asla o soruyu ağzıma almadım” diye cevap veren, aslında en çok bozulduğu şeyin, saçlarının dökülmesi olmasına rağmen çeşit çeşit peruklarıyla eğlenen, hayatın anlamını, değerini çoktan çözdüğü için hiç bir şeyi ertelemeden nefes nefese, tadına vara vara, karıncayı bile incitmeden, ah demeden, of demeden yaşayan…

Instagram‘da yazdığım gibi, biz, senin gidebileceğine hiç inanmadık. Sanki sen hep, hayatın boyunca mücadele etmek için doğmuştun. Hiç yorulmayacaktın, bıkmayacaktın, deneysel tedaviler, binbir türlü görüntülemeler, kan sayımları, üç ayda bir yaşanan yürek çarpıntıları arasında, o harika gülümsemeni, cıvıl cıvıl sesini, o eşsiz yaşam enerjini bir nebze kaybetmeden, kendine bizi hayran bırakarak hayatına devam edecektin… Ama gittin. Senden bize; içimizi ısıtan bir gülümseme, kulaklarımızda çınlayan, coşkusu hiç bitmeyen bir ses, uzun, kalabalık, sohbeti tatlı kahvaltıların ağzımızda bıraktığı benzersiz tat, bir kuşun kanadında çırpınan umut, çocuklarımızın kahkahalarıyla çevrelenen onlarca anı, tenine sinen deniz kokusu ve koskocaman bir yüreğe duyduğumuz hayranlık kaldı.

Sana bir itirafım var: Hani biz hep hastalık bulaştırırız diye sana yanaşmıyorduk ya… Uzaktan, abarta abarta, sosyete usulü öpüşüyor, sonra kıkır kıkır gülüyorduk. Seni son ziyaretimde, odada yalnız kaldığımızda, kendimi tutamadım, bir anda “şap!” diye öptüm yanağından… Hissettin mi? Bence hissettin.

“Supergirl”üm, cesur fıstığım…

Senden annelik adına ne çok şey öğrendik biliyorsun değil mi?

Anneler günün kutlu olsun meleğim.

ebrus

 

Reklamlar

7 thoughts on ““Orada” ilk anneler günü…

  1. Dünyadaki varlığımız yavaş çekim bir bayrak yarışına da benziyor sanki… Uzun zaman sadece kendin için aldığını sanıyorsun, sonra da zamanında alabildiklerini bir başkasına vermeye başlıyorsun, verirken vermeyi de öğreniyorsun belki de… Fotograftaki neşeli anneciğinin duruşu bana bunu hatırlattı… Anneler günün kutlu olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s