Doğum için hastaneye gitmek… ve içinde bir boşlukla dönmek

Benim güzel arkadaşım, gülüşü kolay kolay solmayan, hızına, enerjisine, pratik zekasına, rahatlığına, her ortama kolayca adapte olabilme yeteneğine hayran olduğum, oğlumun tatlı kardeşi Demir’in annesi Pınar, geçtiğimiz ay ikinci oğluşunu kollarına almak için hastaneye yatmıştı. Mutlu haberi beklerken Ümit nefes nefese beni aradı. Pınar’ın kocası Dan, doğum için hastaneye gitmelerinden bir kaç saat sonra, panik içinde eşime telefon açmış ve “Lütfen çabuk gel, burada bir şeyler oluyor, anlamıyorum, kimse İngilizce bilmiyor, çıldıracağım” demiş. Bunu öğrendiğim an sanki dünya durdu… ben durdum… Aklımdan felaket senaryoları geçerken haber beklemek, korkunçtu. Sonra ben ilk defa, arkadaşımın o güzel gözlerinin bulutlandığını  gördüm. İlk defa, arslan yürekli kocası Dan’in, ellerinin titrediğini farkettim. Büyük bir sınavdan geçtiler, yaşamın kıyısından döndüler. Pınar’dan hikayesini yazmasını istedim, hem bazı  şeyler kulağımıza küpe olsun, hem de arkadaşım içindekileri biraz olsun boşaltsın diye… Unutmadan ekleyeyim: Hamileler okumasa iyi olur. Okumaya devam et

Reklamlar

Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum!

Başlığımı abartılı bulanlar olduysa, hemen hayatımdan bir özet geçeyim size:

• Kardeşimin doğduğu özel hastanede, doğumundan sadece bir hafta sonraki dönemde, onlarca bebek kaçırıldı. O zamanlar medya bu kadar güçlü olmadığından olay, zamanın tozlu raflarında unutuldu. O bebeklerden biri kardeşim olabilirdi.

• Çeşitli çalkantılar sebebiyle, ilkokulu iki ayrı şehirde, beş ayrı okulda okudum. Hiç bir zaman üst üste iki sene aynı sınıf arkadaşlarımla olmadım. Bu yüzden net olarak sadece beşinci sınıftaki arkadaşlarımı hatırlıyorum.

• Üçüncü sınıftayken bana kamyon çarptı (Gülmeyin, gerçekten çarptı 🙂 ) Ya da ben kamyona çarptım, tam bilemiyorum 🙂 Kafatasım çatladı, ortakulağım delindi. İki sene korkunç baş ağrılarıyla, duymayan bir kulakla geçti. Okumaya devam et

Minik kahramanımıza…

Üç sene önce, tam da bu saatlerde, hafif hafif yoklamaya başlamıştı sancılar. O kadar okuyan, inceleyen bir anne adayı olmama rağmen, doğum sancılarının kasıklardan geldiğini sanıyordum. Benim belim ağrıyordu. Gaz sancısı gibiydi, akşam fazla kaçırdığım mercimek çorbasını suçladım durdum. Annem (neyse ki yanımdaydı) “Kızım sancıların arasını kontrol et” dediğinde, deli gibi korkmaya başladım. Ya gerçekten doğruysa? Okumaya devam et