Sevgililer Günümüz, kutlu olsun mu?

Cumartesi sabahı, alarmın sesi ile uyandım. Evet, Cumartesi günleri de alarmla kalkıyorum çünkü Rüzgar’ın Wushu çalışması var. Kocamın sevgililer günü için hazırladığı sürpriz, çeşitli nedenlerle suya düşünce, bari oğlan antrenmandayken karı-koca baş başa kahvaltı edelim diye düşündük. Her hafta sonu Wushu aşkıyla yataktan fırlayan Rüzgar Bey, bu düşüncemizi hissetmiş olacak ki “Ben öksürüyorum, çok da halsizim. Galiba gidemeyeceğim” buyurdular. Dolayısıyla bu şansımızı da kaybettik. “Madem evdeyiz, bari adamcağız uyusun” düşüncesiyle sessizce yataktan kalktım. Önce Rüzgar’ın kahvaltısını hazırladım, sonra da ben kahvaltımı ettim. Ümit’in kahvaltı tabaklarını koyarken “Tereyağını tabağın etrafına bulaştırmasın da, en güzel sevgililer günü hediyesi o olur” dedim kendi kendime. Sonra mutfağı topladım, yemek yaptım, Rüzgar’a meyve kestim, bilgisayarın başına geçtim. Baktım ki, ben böyle gündelik, aptal aptal düşünceler içindeyken; 20 yaşında dünyalar güzeli bir genç kız, Özgecan Aslan öldürülmüş dün.

İlk bilgilere göre, Suphi A.’nın, minibüste son yolcu olan Özgecan’a tecavüze kalkıştığı; genç kızın biber gazı sıkıp direnince bıçakla öldürdüğü; babası ve arkadaşını çağırıp cesedi yok etmek için ormanlık alanda yaktıkları ortaya çıkmış. Babası yardım etmiş, babası!!! Tecavüze kalkışılmış, karşı koyunca defalarca bıçaklanmış, sonra da yakılmış. Evet yakılmış.

Birden gözümün önünden son zamanlarda daha da artan onlarca kadın cinayeti geçti. “Kaşınan”, “tahrik eden”, birisini sevdiği için “.rospu” olmuş, başka mezhepten birisiyle evlendiği için yaşama hakkı elinden alınan onlarca kadın ve genç kız. Söylemesi çok acı ama EkşiSözlük yazarı Isolde’nin de yazdığı gibi, “burası bir tecavüz, taciz ve cinayet ülkesidir. (…) yani sen 3 tarafı denizlerle çevrili, tüm dünyanın üzerinde oyunlar oynadığı, kimsenin çekemediği bu tükürdüğümün ülkesinde, hele de evrilip daha da bok çukuru bir hale gelmiş Yeni Türkiye’de kadınsan, şaşırtıcı olan tecavüze uğraman, yakılman, parçalanman değildir, asıl her gün ruh ve beden bütünlüğün bozulmadan nasıl okula, işe, gezmeye gidip gelebildiğindir, cinsel ilişkiyi reddettiğin için kocan tarafından tecavüze uğramamandır.(…)”

“Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse.” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek 

(Bir grup kadının, “İş istiyoruz sayın bakanım” sözlerine karşılık olarak) “Evdeki işler yetmiyor mu?” Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu

“Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.”
AK Parti İl Genel Meclisi Üyesi Erhan Ekmekçi (Kürtajın yasaklanması tartışmaları üzerine)

“Tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar”
Sağlık Bakanı Recep Akdağ 

Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum”
AK Parti Milletvekili / İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün

Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

“Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem.”
Dönemin başbakanı (Şimdi Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan

Böyle bir üslupla, kadını metalaştıran, tek tipleştiren örümcek kafalı zihniyetlerle “yönetilen” erkek egemen bir ülkede, geldiğimiz nokta sizi şaşırtıyor mu? tabut-ozgecan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Güzeller güzeli bir genç kız öldürüldü dün, umutlarıyla, gelecek hayalleriyle birlikte. İmamın, çevredeki erkeklerin tüm itirazlarına rağmen, tabutu kadınların elleri üzerinde taşındı. Cenazesinde beş bini aşkın kişi olduğu söyleniyor. Peki yarın ne olacak? Öbür gün? Yasalar, sakal bırakıp Kur’an okumaya başladığı için tecavüzcüyü aklarken, göbeğinde piercing olduğu için tecavüzü “hak eden” kadınları mahkum etmeyi sürdürecek mi? Sezaryen mi, normal mi doğuracağımızla, çocuklarımıza din dersi dayatması ile değerli zamanlar meşgul edilip akla hayale gelmez seviyelerde demeçler verileceğine, ilgili tüm kurumları, acilen bu durum ile ilgili harekete geçirip yasalarda, şiddet suçlularına karşı en ağır yaptırımın uygulanabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacak mı? Yoksa adaletten ümidimizi tamamen kesip, bu insanlıktan nasibini almamış tecavüzcüler Kürkçüler Cezaevi’ne gönderilsin, orada “doğal seleksiyon”a uğrasınlar diye dua mı edeceğiz? Bu mudur ülke olarak geldiğimiz zavallı durum? Artık biraz silkinip kendimize gelelim mi?

Sevgililer günümüz kutlu olsun mu?

Fotoğraf: Gelecek Gazetesi

Reklamlar

8 thoughts on “Sevgililer Günümüz, kutlu olsun mu?

  1. Bir erkek annesi olarak oğlumu erkek gibi değil insan gibi yetiştirebilmek adına çabalıyorum..Karşı cinsi sadece cinsel bir obje olarak görmesin diye, yüreğinde sevgi ve merhamet olsun diye uğraşıyorum. Adamlığı kadına şiddet,eziyet olarak algılamasın,kendini karşı cinsten üstün görmesin diye uğraşıyorum ve nefesim yettiğince de onu bu yönde eğitmeye devam edeceğim.. Allah hepimizin evlatlarına iyi yazılar yazsın, karşılarına iyi insanlar çıkarsın diye dua ediyorum.. Çok üzgünüm,çok..

    • Amin… Hepimiz çok üzgünüz. Bizim jenerasyonun, erkek çocuklarını daha dikkatli yetiştirmeye çalıştığını gözlemliyorum. Ancak ne yazık ki bu sadece yakın çevremiz için geçerli. Belki bu büyük acı herkesin silkinmesine vesile olur…

  2. İnsanlık varoldukça bitmeyecek bu iğrençlikler be Görkem’im. Ben inanmıyorum. Sen yetiştir, o yetiştirsin, diğeri yetiştirsin.. okyanusta sadece damla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s