Rüzgar, bugün okulda aşı oldu. İlk defa annesinin kucağında değildi, elinden babası değil okul hemşiresi tutuyordu. Benim oğlum, bugün biraz daha büyüdü 🙂 Bu arada, okuldaki ortamı anlatmam lazım. Sabah, öğretmenler tarafından aşı olunacağı, çocuklara, kendilerini süper kahraman hissedecekleri üslupla anlatılmış. Mısır patlatılmış, koridorlar mis gibi kokuyor. Çocuklar, çizgi film odasında mısır yiyip TV seyrediyorlar.… Okumaya devam et Cıssss!
Kategori: OkulHayati
Bitmeyen sorular… sorular… sorular…
Son bir kaç gecedir, Rüzgar'ın "Annemin kafasını nasıl allak-bullak eder, onu nasıl ters köşeye yatırırım?" temalı gece sorusu şuydu: - Anne, Deniz Öğretmenim var ya, babasından doğmuş! İnsan babasından nasıl doğar? Ondan önceki hafta da, bir sabah saat 06.30 sularında beni dürterek (aslında teperek) uyandırıp şu soruyu sormuştu: - Anne, insanın iki tane babası olabilir… Okumaya devam et Bitmeyen sorular… sorular… sorular…
Rüzgar basın toplantısında…
Rüzgar'ın okulunda çok sevdiğim bir uygulama var: Paylaşım saati. Her sabah aynı saatte, tüm sınıf arkadaşları bir araya geliyor, daire oluşturarak oturuyor ve sırayla bir önceki günü nasıl geçirdiklerini, neler yaptıklarını, hissettiklerini vs. anlatıyorlar. İşin ilginç yanı, başkasını dinleme konusunu pek önemsemediğini düşündüğüm Rüzgar, hemen hemen her gün, arkadaşından duyduğu, kendisine ilginç gelen bir olayı bana… Okumaya devam et Rüzgar basın toplantısında…
Yumurta kapıya dayandı!
Geçtiğimiz hafta başında Rüzgar'ın öğretmeni, gönderdiği bültende şöyle yazmış: Değerler eğitimi dersinde yapacağımız ‘’Yumurta sorumluluğu’’ etkinliği için desteklerinize ihtiyacımız var. 3 Aralık Pazartesi gününden başlayarak 7 Aralık Cuma gününe kadar öğrencilerimizden bir yumurtayı kırmadan okula getirmelerini ve eve götürmelerini bekleyeceğiz. Yumurtalar haşlanmış olacak ama öğrencilerimiz bunu bilmeyecek ve her gün aynı yumurtayı okula getirip eve götürecek. Sınıfta… Okumaya devam et Yumurta kapıya dayandı!
Hay ben bu modern ebeveynliğin….
Sabah altı buçukta, yalpalaya yalpalaya uyandım. Zira bir haftadır migren kriziyle boğuştuğumdan, içtiğim ağrı kesiciler beynimi sünger gibi yapmış, bu durum mantığımın vücuduma makul bir şekilde hükmetmesini olanaksız kılmıştı. Isınma sorunumuzu hala çözemediğimiz için (evet, Bodrum, Avustralya gibi dört mevsim yaz olan bir yer değilmiş) çocuk uyanana kadar ortalık biraz ılınsın diye, salondaki klimayı açtım.… Okumaya devam et Hay ben bu modern ebeveynliğin….
Kalp Ağrısı
Küçüklüğümde aşk/meşk olaylarına girdiğimi hiç hatırlamıyorum. Hele ki ilkokulda, öyle bir şeyin varlığından bile haberim yoktu. Ortaokul yıllarımda babaannemin evinin karşısındaki apartmanda oturan bir çocuğu çok beğenmeye başladım. O sıralar ben 14 falanım, o da 24-25 . Eve geliş saatlerine yakın, yazsa balkona, kışsa pencerenin önüne kamp kurar, bir kaç saniyelik saadet yaşardım. (Arabası sokağın… Okumaya devam et Kalp Ağrısı
Öpsün seni Zeki Müren!
Okulunun düzenlediği gezi kapsamında Zeki Müren Müzesi'ne giden Rüzgar, servisten iner inmez, nefes nefese, yaptıklarını anlatmaya başlar: - Anne, biz müzeye gittik. Bir servise sığmadık, üç minibüse bindik. Ben falancanın yanına oturdum, yolda çişim geldi bla bla bla bla... - Ne müzesine gittiniz Rüzgar'cım? - Müzikçi adamın müzesine... (Çocuk iki yaşından beri operaya gidiyor, bale… Okumaya devam et Öpsün seni Zeki Müren!
Kobe or not to be!
Maillerde dolaşan, kayıt altına alınmış gerçek hikayelere dayandığı söylenen meşhur "call center cinnet anları" diyaloglarından birisini okudum geçenlerde: Adamın birisi, İnternet servis sağlayıcı şirketlerden birinin Müşteri Hizmetleri Çağrı Merkezi'ni arar, Müşteri- Internet istiyo bizim kız Müşteri Temsilcisi- Tabii... bilgisayarınız var mı? Müşteri- Hee Müşteri- Telefonunuz var mı? Müşteri- Evet Müşteri Temsilcisi- Peki modem var mı? Müşteri- Ödem… Okumaya devam et Kobe or not to be!
Şimdi Bodrumlu olduk, sokakları doldurduk :)
Rüzgar'ın 22 aylıktan beş yaşına kadar aynı kreşe devam ettiğinden ve öğretmenlerini birer eğitimciden çok, bir abla, neredeyse anne gibi benimsediğinden bahsetmiştim daha önce. Şeker Portakalı Anaokulu, belki de benim annelik yaşantımın en büyük şanslarından biri oldu. Öğretmenleri ile kurduğumuz sağlıklı iletişimle Rüzgar'ın gelişimsel problemlerinin üstesinden sancısız bir şekilde geldiğimiz gibi, aynı zamanda Bodrum'da kuracağımız… Okumaya devam et Şimdi Bodrumlu olduk, sokakları doldurduk 🙂
Fotoroman tadında: Rüzgar gibi geçti!
Sonunda medeniyete kavuştuk, yani internete 🙂 Bodrum'a taşındığımızdan beri ellerim kaşınıyordu. Yazamıyorum, blog okuyamıyorum, telefonun o minik ekranından ise hiç bir şey yapmak içimden gelmiyor. Son yazımdan bu yana (Rüzgar'ın doğum gününde paylaştığım çalakalem olanı saymazsanız) iki ay dokuz gün geçmiş. Bu kadar zamanda olan biteni anlatmaya kalksam ellerimde derman kalmaz. O yüzden dedim ki, şöyle… Okumaya devam et Fotoroman tadında: Rüzgar gibi geçti!