Yıl 2010. İsrailli bir kumandan The Independent'a We rewrote the rules of war for Gaza başlığı altında yayımlanan röportajında itirafta bulunuyor. "Savaşın kurallarını değiştirdik. Gazze’de askerlerimizi korumak için sivilleri öldürmemize izin verildi” diyor. Şimdi... Değişen bir şey yok. Uzaktan kumanda ile masumlar ölüyor. İçinde bulundukları "stratejik" durum nedeniyle İsrail Hükümeti İşgal Yasası'nı, hiç bir Uluslararası Hukuk… Okumaya devam et Bu dünya kötü be!
Kategori: Dunya
Devreler yandı!
- Anne, sen evlenirken o beyaz evlilik elbisesinden giydin mi? - Gelinlik giydim, evet. - Babam senin kim olduğunu bilmiyodu heralde. - Nasıl yani? - Hani gelin kıyafetinde yüzünün önünde bişi oluyo ya, yüzün görünmüyo. O yüzden kimle evlendiğini bilmiyosun. - Oğlum Kemal Sunal filmi falan mı seyrettin sen? O süs gibi bir şey. Ben… Okumaya devam et Devreler yandı!
Tarihe yazılsın adımız
Bu aralar sık sık söylüyorum: Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, çocuklarımız okullarında, çok iyi şartlarda eğitim aldıklarında utanıyoruz, Babalar Günü kutlamaya utanıyoruz, oğlumuzu/kızımızı doyasıya öpüp koklamaya utanıyoruz, çok çalışıp çalışmamızın karşılığını aldığımızda utanıyoruz. Varlıklıyken utanıyoruz, yoksulken utanıyoruz. Sürekli tedirginiz, sürekli buruk! Neyse, uzun lafın kısası, doğduğu günden bu yana türlü savaşların içinde olan benim güzel… Okumaya devam et Tarihe yazılsın adımız
Hayat devam “etmiyor”!
Blogda, taslaklar klasörümde onlarca yazı var yayınlanmayı bekleyen. Kafamda da bir o kadar düşünce, plan... Ama ben gündelik yaşama karışamıyorum. Kalbim acıyor, içim kan ağlıyor. Son zamanlarda yaşananları hazmedemiyorum, "hayat devam ediyor" deniyor, benim hayatım eskisi gibi devam etmiyor, edemiyor. Hayal kırıklıkları, umutsuzluk, bıkkınlık, utanç, acı... Hepsi iç içe geçiyor. Gözümün önüne sürekli görüntüler, yazılar üşüşüyor;… Okumaya devam et Hayat devam “etmiyor”!
Bir mutfak robotuna, anneliğim!
Shakespeare'in, III. Richard oyununda, Kral III Richard, Richmond’la karşılaştığı savaş alanında,“Bir at! Bir ata, krallığım” diye haykırır. Benim de her Anneler Günü arifesinde, böyle, "Bir düdüklü tencereye" veya "Bir mutfak robotuna anneliğim!" diye bağırmak geliyor içimden. Özel günler, özel insanların hatırlarını sormak, onları anmak için değerli ve önemli, gerekliliğini tümden reddetmiyorum. Ama şu pek "büyük" markalar, kampanyalarıyla komik… Okumaya devam et Bir mutfak robotuna, anneliğim!
Autism is not contagious, but my smile is.*
* Bu yazı, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü için, Otizm Dostları Derneği projesiyle, otizm dostları bloggerlar tarafından paylaşılan bir ortak yayındır. YAŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK Bugün, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü. 2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratarak otizmden kaynaklanan sorunlara çözümler yaratmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan… Okumaya devam et Autism is not contagious, but my smile is.*
Özgürlüğümüz kısıtlanamaz!
Bu bir ortak yayındır. Bu konuya duyarlı birçok blogda bugün bu yazıyı göreceksiniz. Özgürlüğümüz kısıtlanamaz #TwitterBlockedinTurkey T.C. Anayasası VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ Madde 26 Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir. Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslararası… Okumaya devam et Özgürlüğümüz kısıtlanamaz!
Bilyelerim, şekerim, topacım.
Uzun zaman önceydi... Kabristana, ziyarete gitmiştim. Sessiz bir kalabalık önümüzde yürüyordu. Ellerindeki rengarenk balonlarla, oyuncaklarla ürkütücü bir tezat oluşturuyordu sessizlikleri. Aklıma geldi bir şeyler ama üzgündüm, gergindim, tam anlamlandıramadım. Ziyaretimi yaptım, kendimle konuştum, yaban otlarını ayıkladım... Sonra bir baktım, hemen yanımızdaki yerdeler. Balonları bir taşa bağlayıp, dua etmeye başladılar. Bir de oyuncak bebek koydular mezar… Okumaya devam et Bilyelerim, şekerim, topacım.
Yahu bu kadın kim?
Telefon çalıyor, arayan, diğer yaklaşık otuz beş çağrıyla aynı kişi. Annem: Çocuğun ateşi düşmemiş. Ben: Sana da merhaba anne. Annem: Merhaba merhaba. Ateşi düştü demiştin. Düşmemiş. Ben: Ay düştü anne. Yalan mı söyleyeceğim? Hem nerden anladın düşmediğini? Annem: Facebook’da fotoğrafını gördüm. Ben: ????!!!!!?? Annem: Fotoğraftan belliydi, görür görmez anladım. Ben: ???!!! (Katatonik halim devam ediyor)… Okumaya devam et Yahu bu kadın kim?
Vur dedi, öldürdüm!
Geçenlerde Buya, benim blogu bayağı bir alt-üst etmiş, sonra da şu yazıma kibar bir serzenişle yorum bırakmış: " elbise, ütü ve sümük olayına koptum 🙂 ütü olayını 3 kerede anladım ama :))))) koptum sonrasında:)) ya görkem eskiden daha uzuuuunn yazıyormussun :(" Evet, gerçekten eskiden daha uzun yazardım. Bir kere, daha çok vaktim vardı, ikincisi Buya'ya cevabımda da yazdığım… Okumaya devam et Vur dedi, öldürdüm!