Biber gazı yutmadım ama benim de söyleyeceklerim var…

“The quickest way of ending a war is to lose it. ”*

George Orwell

28 Mayıs’ta, önceki yazımı yazdığımda, ertesi gün yepyeni bir Türkiye’ye uyanacağımı bilmiyordum. Zaman zaman yanlış yönlere saptıysa da bizim jenerasyonun gördüğü en büyük direnişi yaşıyoruz şu günlerde. Evet, 28 Mayıs 2013 Taksim Gezi Parkı Direnişi‘nden söz ediyorum.

Herkes, olumlu ya da olumsuz, konuyla ilgili mutlaka kalem oynattı, ben Bodrum’da kendimi biraz Fransız, biraz da İsviçreli hissettiğimden, Gezi Parkı havasını da koklamadığımdan (daha doğrusu biber gazı solumadığımdan demeliyim) yazmak istemedim. Ama bu büyük gelişimi görmezden gelmek, tarihe not düşmemek olmazdı. Okumaya devam et

Reklamlar

Meraklısına: Instagram’da dehlenme kılavuzu!!

Bak, baştan söylüyorum, darılmaca, gücenmece yok. Bunlar tamamen öznel değerlendirmelerim. Sosyal medya gurusu değilim. Sadece, neden bazı kişileri uzun zamandır severek takip ediyorum, hangi kullanıcılara, neden bir haftada “unfollow”u basıyorum, onu düşündüm ve aşağıdaki sonuçlara vardım.  Okumaya devam et

Bir zamanlar bir leylek hikayesi vardı… Ne güzeldi…

Her ebeveynin maruz kalmaktan korktuğu, karşılaşmamak için kırk takla attığı sorular vardır ya… Beni yakından takip edenler zaten bu konudaki zafiyetimi bilirler. Rüzgar da, non-stop konuşan bir tip olduğundan bana bayağı zihin jimnastiği yaptırıyor sağ olsun. (Beyin jimnastiği nasıl yapılır? Sudoku çözmeden veya buğday çimi yemeden de alzheimer geciktirilebilir mi merak ediyorsanız Okumaya devam et