Sayın Seyirciler, pardon, okuyucular; Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Hayatta en korktuğum şeylerden biri, Facebook'da, Instagram'da kendi fotoğrafını like eden insan modeli olarak görülmek 🙂 Veya günün 12 saati, kendine gelen övgü tweetlerini retweet edecek derecede megalomaninin pençesine düşmek. Ama paylaşmaktan da alıkoyamıyorum kendimi, zira blogger olmak biraz da ölümsüzlüğün peşine düşmek değil mi? Neyse, uzun… Okumaya devam et Utanmadan kendi kendimi “like” ediyorum 🙂
Kategori: Dunya
Rüzgar’a ölümü anlatmak…
Geçen hafta, Instagram'da paylaştığım bir haber, hayatımın unutulmayacak yürek çırpıntılarından biriydi benim için. Haberi paylaşmamdan sonra, özellikle konuyla ilgili hassasiyetimi bilenlerden, neler yaptığımı, nasıl anlattığımı öğrenmek isteyen çok sayıda mail ve soru aldım. Bu yazıyı, hem sorulara cevap vermek için, hem de içimi dökmek için yazıyorum. Babamı kaybedeli iki sene oluyor. Ve ben iki senedir… Okumaya devam et Rüzgar’a ölümü anlatmak…
Dünya Kadınlar Günümüz “Kutlu” olsun
Durmuş Selek isimli bu yaratık (insan veya adam diyemiyorum), 1984'de birlikte yaşadığı kadını, çocuğunun annesini öldürdü, cesedini iki parçaya ayırdı, valizlere koyup otobüsle iki ayrı şehire gönderdi. Tutuklanıp 28 yıl hapis cezasına çarptırıldı (cesedin her bir parçası için 14 yıl ediyor) 16 yıl yattı, 2000 yılında AFLA serbest bırakıldı. Dün iki kişiyi daha öldürdü. Maçoluk… Okumaya devam et Dünya Kadınlar Günümüz “Kutlu” olsun
Bitmeyen sorular… sorular… sorular…
Son bir kaç gecedir, Rüzgar'ın "Annemin kafasını nasıl allak-bullak eder, onu nasıl ters köşeye yatırırım?" temalı gece sorusu şuydu: - Anne, Deniz Öğretmenim var ya, babasından doğmuş! İnsan babasından nasıl doğar? Ondan önceki hafta da, bir sabah saat 06.30 sularında beni dürterek (aslında teperek) uyandırıp şu soruyu sormuştu: - Anne, insanın iki tane babası olabilir… Okumaya devam et Bitmeyen sorular… sorular… sorular…
9 Şubat
Aşağıdaki yazıyı babamın gidişinin ikinci yıldönümü olan 9 Şubat'ta, eski usulle (yani kağıt kalem kullanarak) yazdım. O gün, bilgisayarla uğraşmayı yüreğim kaldırmadığından yayınlamadım. Şimdi, sonsuzluğa yazılsın diye, sizlerle paylaşıyorum... Benim babam, kendi gerçekliğinde yaşardı. Güzel Sanatlar Fakültesi'ni kazandığımı öğrenince, uçarak eve gelip ona haberi verdiğimde, gözlüklerinin üzerinden şöyle bir bakmış ve sadece şöyle demişti: "Ben… Okumaya devam et 9 Şubat
Benim evimin Pinterest’ten neyi eksik :)
Bodrum'a taşındığımızda bir çok zorluk yaşadığımızı biliyorsunuz. Rüzgar'ın yeni okul-yeni çevre sancıları, gitmeler, gelmeler, kararlar, kararsızlıklar, yalnızlık hissi... Daha neler neler... Ama açıkça söylemeliyim, hiç bir şey beni "yerleşme" daha doğrusu "yerleşememe" evresi kadar yormadı. İzmir'deki evimiz, bayağı büyüktü, dolayısıyla biz o büyüklüğe göre yayıldıkça yayılmıştık. Bodrum'da ev bakarken şimdi oturduğumuz yer için "fena değil… Okumaya devam et Benim evimin Pinterest’ten neyi eksik 🙂
Gözyaşlarımızı bitti mi sandın?
Şimdi biz Bodrum'dayız ya: Davulun sesi uzaktan "Burada harika bir hayatımız var, ortalık yemyeşil, kuşlar cıvıldıyor, hava mis, çocuk farklı milletlerden bir sürü arkadaş edindi, okulların bahçesi Benetton reklamı gibi, yumurtalar tavuktan, mandalinalar ağaçtan, yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda, tra la laaa!" şeklinde geliyor olabilir. Ama gerçek şu ki, büyük şehirlere alışkın olanlar için, küçük yerde yaşamak güvenden ziyade bir… Okumaya devam et Gözyaşlarımızı bitti mi sandın?
Yeni bir yılda… yine mırıldanıyorum…
Sanırım "yeni yıl hüznü" melankolisine kapıldım. Sabahtan beri eski fotoğraflara bakıp bakıp nemlenen gözlerimi siliyorum. Bu, akşamdan kalmalığın farklı bir formu sanırım. Bakınız, fotoğrafta Rüzgar sekiz aylık. Şimdi o anları anımsıyorum ve kendi kendime soruyorum: Zaman çılgınca akıp giderken bebeğimi yeterince sevdim mi? Durmadan endişelenmekten zaman bulup da, şöyle sımsıcak sarılıp kokusunu içime iyice çektim… Okumaya devam et Yeni bir yılda… yine mırıldanıyorum…
Yeni bir yıl… yeni bir umut…
Bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk . Ama, yine de eksik etmeyiz sol cebimizden umudu. Nazım Hikmet Sevgili yeni yıl, Son üç senedir senden pek memnun değilim, bilesin! Neyse ki, son anda bir güzellik yaptın da, umutlu, yepyeni bir hayata başlamamıza vesile oldun. Bu sefer senden çok iyi performans bekliyorum. Hem bizim, hem de tüm sevdiklerimiz için. 2013… Okumaya devam et Yeni bir yıl… yeni bir umut…
Çocuğuma söylediğim en acaip 5 şey
Zaman zaman Baby Center bloglarını okuyorum. Bazıları çok yüzeysel oluyor, şöyle bir tarayıp geçiyorum, bazıları ise yeni bir şeyler öğretiyor veya güldürüyor beni. Bugün alıntıladığım yazı, güldürenlerden. Jenni Buckley isimli bir yazara ait yazı, Çocuğuma söylediğim en acaip 5 şey başlığını taşıyor...* Bir bebek sahibi olmak sanırım yaptığım en acaip şeyler listemin başlarında yer alır. Dünyaya… Okumaya devam et Çocuğuma söylediğim en acaip 5 şey