Rüzgar hayretle soruyor: Cevabı olan varsa buyursun…

Kayınvalideme, Tayyip Erdoğan’ın yine gazeteci haşladığı son röportajını (hiç bir şekilde yorum katmadan) okuyorum. Bizimki de (güya) oyun oynuyor. Okumam bitince zart diye lafa giriyor: Okumaya devam et

Reklamlar

Müzik… Ruhumun eziyeti!

Bizim Rüzgar, her konuda gıcık olduğundan, müzik konusunda da sivriliğini göstermişti. Yenidoğan döneminde, odasına koyduğum eski iPod’umdan Baby Symphony serisini dinletiyordum. Kendimce, süper bir şey yaptığımı düşünerek tabii.. O zamanki yardımcımız, Gaydiri Gubbak Cemile Abla, “Sen bu müziği gıy gıy da gıy gıy açıyorsun ama bakalım onun hoşuna gidiyor mu?” diye sorduğunda acaip sinir olmuştum. Nitekim, bizimki biraz palazlanınca müziğe tepki göstermeye başladı. Okumaya devam et

Kul sıkışmadıkça hızır yetişmezmiş :)

Bazen writer’s block denilen rahatsızlığa kapılıyorum. Writer’s block durumu, genelde kendini haddinden fazla kritize eden yazarlarda, yeni bir şey yazamama halinin verdiği baskı olarak açıklanabilir. Kaba tabirle, af buyurun, yaratma kabızlığı da denilebilir 🙂 Dünya Tiyatro Tarihi ve Kuramları hocamız Prof. Dr. Murat Tuncay  şöyle derdi: Okumaya devam et

Bir zamanlar bir leylek hikayesi vardı… Ne güzeldi…

Her ebeveynin maruz kalmaktan korktuğu, karşılaşmamak için kırk takla attığı sorular vardır ya… Beni yakından takip edenler zaten bu konudaki zafiyetimi bilirler. Rüzgar da, non-stop konuşan bir tip olduğundan bana bayağı zihin jimnastiği yaptırıyor sağ olsun. (Beyin jimnastiği nasıl yapılır? Sudoku çözmeden veya buğday çimi yemeden de alzheimer geciktirilebilir mi merak ediyorsanız Okumaya devam et

Bu devrin adamı

Biz, evde iş/para vs.  konuşan çiftlerden değiliz. Zaten adam gibi sohbet edecek zamanı zor buluyoruz, o zamanda da bunları konuşmak tatsız geliyor. Ben, ancak çalışma hayatımda bir sıkıntım varsa, bu konuda Ümit’ten fikir almam gerekiyorsa  anlatırım. Ümit de, çok stresli, sorumluluğu ağır bir mesleği olduğundan, sızlanmayı da hiç sevmediğinden, bendeniz onun işinden zerre kadar anlamadığım için danışma ihtiyacı da duymadığından bahsetmez 🙂 Ne maaşını, ne borcunu bilirim. Bu girizgâhın nedenini az sonra anlayacaksınız 🙂  Okumaya devam et

Savulun leyn!

Bodrum’a taşındığımızdan beri bir yürüyüş yapma, dağ bayır tırmanma merakı geldi bana. “Ne var ki bunda?” diyeceksiniz. Şu var, biz ailece yürümekten nefret ederiz. 300 yıldır ayağı yere değmeyen asilzadeler gibiyiz. Annem, cebinde son on lirası kalmış olsun, bir yere gitmesi gerekiyorsa o parayı taksiye verir, 9.99 yazdığı yerde iner taksiden. Kardeşim yeni yeni konuşmaya başladığı dönemde, daha apartmanın kapısından çıkmasıyla sağına soluna bakınır ve şöyle derdi: Okumaya devam et