Tamam, savaşı, temelsiz savaş yandaşlığını, tek tipliliği, tek sesliliği sevmiyorum. Tamam, hiç bir ulusun ferdinin, sadece o ulusun kanını taşıdığı için değerli, eşsiz, benzersiz bir varlık olduğuna inanmıyorum. Milenyum çağında, toprakların kanla sulanarak korunacağını düşünmek gibi bir saflık içinde de değilim, ona da tamam. Ama şimdilerde, Öğrenci Andı'nın kaldırılması tartışması beni çok ama çok rahatsız ediyor. Bu… Okumaya devam et Şimdi bizim çocuklarımız, Öğrenci Andı okumayacak mı?
Kategori: Uncategorized
Doğmak ya da doğmamak…
Doğum günü partilerinin, belli bir yaşa kadar çocuk açısından pek bir anlam ifade etmediğine inananlardanım. Doğduğunuz (doğurduğunuz) gün çok çok önemlidir şüphesiz ama kutlamalar, çılgın hazırlıklar, o hengame, telaş... Doğumgünü çocuğu bu durumdan ne yönde etkileniyor acaba? Ya da bakalım o nasıl bir şey ister, gerçekten önemsiyor muyuz? Bu günler çoğunlukla "körlerle sağırlar, birbirini ağırlar" şeklinde geçiyor. Hele… Okumaya devam et Doğmak ya da doğmamak…
Minik kahramanımıza…
Üç sene önce, tam da bu saatlerde, hafif hafif yoklamaya başlamıştı sancılar. O kadar okuyan, inceleyen bir anne adayı olmama rağmen, doğum sancılarının kasıklardan geldiğini sanıyordum. Benim belim ağrıyordu. Gaz sancısı gibiydi, akşam fazla kaçırdığım mercimek çorbasını suçladım durdum. Annem (neyse ki yanımdaydı) "Kızım sancıların arasını kontrol et" dediğinde, deli gibi korkmaya başladım. Ya gerçekten… Okumaya devam et Minik kahramanımıza…
Doktoruma mektup
Dünkü doktor ziyaretimden bahsetmiştim önceki yazımda. Rutin kontrol için jinekoloğuma, Rüzgar'ın doğumunu gerçekleştiren Prof. Dr. Namık Demir'e gittim. Giderken de Rüzgar'ın adına bir tebrik kartı hazırladım. Oğlum doğduğundan beri her doğumgününde bir şeyler yazar, bundan üç kopya yapar, bir tane Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi'ne, bir tane Namık Bey'e, bir tane de Rüzgar'ın doktoru Uzm. Dr.… Okumaya devam et Doktoruma mektup
Rüzgar ve dedesi
Rüzgar babaannesiyle yerde arabalarıyla oynamaktadır. Rüzgar'in babaannesi emekli ilkokul öğretmeni olması nedeniyle çocuk dilinden çok iyi anlamakta, dolayısıyla da Rüzgar onunla geçirdiği zamandan çok zevk almaktadır. Oysa dedeyle durum farklıdır. Dede oyun sırasında dayanamayıp Rüzgar'ı sıkıştırıp öpmeye çalışmakta, bu durum da küçük beyi sinirlendirmektedir. Oyun sırasında dede olaya dahil olmak ister: Dede : Rüzgaarrr Rüzgar… Okumaya devam et Rüzgar ve dedesi
Öfke, kızgınlık, isyan!
Bu gün, doğrudan Rüzgar'la ilgili olmayan, fakat hepimizin çocuğunu ilgilendiren bir olay yüzünden çok ama çok sinirliyim. Sanırım başından başlamam lazım: Bir arkadaşım, çocuğuna daha güzel bir gelecek sağlamak için, düşündü, taşındı, yaşadığı ülkede oğlunun iyi bir eğitim alamayacağına inandığı için, eşiyle birlikte , ekonomik anlamda büyük bir riske girerek, pılısını pırtısını toplayarak Türkiye'ye döndü.… Okumaya devam et Öfke, kızgınlık, isyan!
Öğretmenim, canım benim…
Rüzgar, psikiyatrının önerisiyle 18 aylıktan beri oyun grubuna devam ediyor. Haftada iki gün, birer saat ile başladığı okuluna, basamaklı olarak artırdığımız saatlerle artık 10.00-16.00 saatleri arasında devam ediyor. Genel olarak sorunsuz giden okul hayatı, bu aralar aşırı "anneci" tutumu nedeniyle sekteye uğradı maalesef. Evde, okulla, orada geçirdiği zamanla ilgili nadiren konuşuyor. Daha çok benim ittirip-kaktırmalarımla… Okumaya devam et Öğretmenim, canım benim…
Başlarken…
Oğlum konuşmaya başladığından beri (konuşmayı uzun bir süre tercih etmedi Rüzgar, yaklaşık üç sene kadar), "Şu söylediklerini aman unutmayalım, ay bi kenara yazalım. Geçen gün anlattığı o komik şeyi nereye not almıştık? Ayyy annem, kağıdımı atmış, kahretsin" sayıklamalarına bulduğum bir çözüm bu adres... Öyle "Benim çocuğum çok farklı, acaip zeki, indigo ya da kristal çocuk… Okumaya devam et Başlarken…