Sonunda medeniyete kavuştuk, yani internete 🙂 Bodrum'a taşındığımızdan beri ellerim kaşınıyordu. Yazamıyorum, blog okuyamıyorum, telefonun o minik ekranından ise hiç bir şey yapmak içimden gelmiyor. Son yazımdan bu yana (Rüzgar'ın doğum gününde paylaştığım çalakalem olanı saymazsanız) iki ay dokuz gün geçmiş. Bu kadar zamanda olan biteni anlatmaya kalksam ellerimde derman kalmaz. O yüzden dedim ki, şöyle… Okumaya devam et Fotoroman tadında: Rüzgar gibi geçti!
Kategori: EvHayati
Çıtır ve ben!
Malum, artık işe gitmiyorum ya, evden çalışmadığım zamanlarda günlerim tümüyle sevgili anneme ayrılmış durumda. Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı mübarek, işleri, görüşmeleri bitmek bilmiyor. Bazen arabayla onu SGK'ya götürmem gerekiyor, Çarşambaları geleneksel olarak pazardayız, arada çeşitli doktorları dolaşıyoruz, haftanın en az üç günü bilmemne bankasında işi oluyor (duyan da hesabında trilyonları var sanır), bazı sabahlar Şukufe… Okumaya devam et Çıtır ve ben!
Rüzgar ve bir izdivaç hikayesi
Anneanne, Rüzgar'ın balkonda olmasını fırsat bilerek televizyonda evlenme programını açmıştır. Ancak bizim uyanığın kulakları, yarasa duyarlılığına sahip olduğundan (özellikle de duymaması gereken şeylere karşı) televizyondaki bu freak show aniden dikkatini çekmiş, balkondan yan yan yaklaşmak suretiyle, büyük bir hazla gerdan kıran, yaklaşık 68 yaşındaki, 168 kiloluk gelinin ve ağzında yedi-sekiz adet dişi bulunan damadın tüm "zarafetleriyle" salınarak… Okumaya devam et Rüzgar ve bir izdivaç hikayesi
Sabah Sabah Seda Sayan, Akşam Akşam Rüzgar Çetinalp
Aşağıdaki diyalog tümüyle gerçek bir hikayeden, dün geceki uyku öncesi sohbetimizden alınmıştır 🙂 Rüzgar: Anneee... Görkem: Efendim oğlum. Rüzgar: Senin adın Görkem, ben sana neden anne diyorum? Görkem: E, annen olduğum için oğlum. Rüzgar: Ama ben de herkes gibi sana Görkem demek istiyorum. Görkem: Çok istiyorsan diyebilirsin tatlım, sorun değil. (Yalaaann, tabii ki sorun, soğukkanlı görünmeye… Okumaya devam et Sabah Sabah Seda Sayan, Akşam Akşam Rüzgar Çetinalp
E benim zaten üç tane çocuğum var…
Şöyle aşağıdaki gibi üç tane tabela yaptırmayı düşünüyorum. Birisini boynuma asacağım, birini eve, üçüncüsünü de annemin evine. Belki o zaman oğluma acıyan gözlerle bakıp yapılan "Aaaa buna kardeş verme zamanı gelmiş" saptamalarından kurtulurum. Kardeşim, herkese de anlatılmıyor ki "Bakın, ben ablasyo plasenta tanısıyla, 33 haftalık doğum yaptım, 22 tansiyonla. Bebek de, ben de öbür tarafa… Okumaya devam et E benim zaten üç tane çocuğum var…
Yeni bir hayat…
DİKKAT: AŞAĞIDA YER ALAN YAZI, ÇALIŞAN ANNELER AÇISINDAN, ZARARLI UNSURLAR İÇERMEKTEDİR. Farkettiniz mi, sonunda blog temamı değiştirdim. (Sevgili kardeşlerim Secce'ye ve KelimePerisi'ne duyurulur 😉 ) Hayatımdaki değişiklikler bununla da sınırlı kalmadı. Büyük bomba geliyor, hazır mısınız: İSTİFA ETTİM. Doğumdan sonra Back to life, back to reality isimli yazımda iş hayatına dönüşümü anlatışımdan yaklaşık iki sene sonra,… Okumaya devam et Yeni bir hayat…
Evlilik mi aşkı öldüren?
Cumartesi sabahı... Çoğunlukla olduğu gibi gece ayrı yatıp, sabah birlikte uyanmışız oğlumla... Baba, sporda. Biz de tatil rehavetinin keyfini çıkartıyor, geriniyor, yuvarlanıyoruz. Birden bizimki yatakta doğruluyor, kaşlarını çatıyor ve pat diye bir ultimatom çekiyor. Rüzgar: Sarılarak uyumak hiç hoş bir şey değildir! Ben: A aa! Nereden çıktı şimdi bu? Rüzgar: Anne-babalar sarılarak veya el ele… Okumaya devam et Evlilik mi aşkı öldüren?
Rüzgar ve San’ât*
* Bülent Ersoy vurgusuyla okuyunuz. Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu, sanatsal duyarlılığı gelişmiş bir anne olarak çocuğumun da sanatla ilgilenmesi beni mutlu eder şüphesiz. Baleyi, klasik müziği çok sever Rüzgar. Ben de severim. Ama anladığım kadarıyla şimdilik pek "sahne insanı" değil... Performans göstermektense dinlemekten, izlemekten daha çok hoşlanıyor gibi. Resim yapmaya da düşkün olmadı pek. Ben… Okumaya devam et Rüzgar ve San’ât*
Kanıt
Bazı kadınlar kocalarının arkasından kanıt toplamaya bayılır. Mesajlarını karıştırır, arama kayıtlarına bakar, gömleklerini koklar falan. Benim şükür ki, pek öyle hallerim yoktur. Arada mesajlarını okurum ama sadece meraktan. Bir de ceplerini karıştırıp bozuk para ararım 🙂 Akşamları Ümit'ten erken yatarım, 23.30 gibi. Ümit çoğunlukla 02.00 civarı yatağa gelir. Oğlan beni uyuyana kadar yanında istediğinden, sonra… Okumaya devam et Kanıt
“Rüzgar”lı Hıdrellez
Hıdrellez, İzmir'de yaşayanlar için bambaşka bir coşku kaynağı. Ben İstanbul Nişantaşı'nda yaşayıp büyüdüğüm için, o zamanlar haber kaynakları da günümüzdeki gibi yoğun olmadığından böyle bir günden haberdar değildim. İzmir'e taşındığımızda öğrendim. Sınıfsal farklılıkların çok belirgin olmadığı bu güzel kentte, zengini-fakiri, sosyetesi-esnafı, 5 Mayıs gecesi sokaklara dökülür, kimisi ateşten atlar, kimisi kibar kibar gül dibine dilek… Okumaya devam et “Rüzgar”lı Hıdrellez