Dolu dolu bir bayram yaşadık, ne güzel... Sabah Rüzgar'ın okulunda Minik Eller Sergisi (Yerim ben o minik elleri!) Feribot yolculuğu Öğleden sonra güzel dostlarımızla alternatif 23 Nisan kutlaması: IWAI anneleriyle Paskalya Partisi. Eve dönüş ve Rüzgar'la neredeyse her mutlu ve hareketli günün ardından gelen kaçınılmaz son: Soğuk algınlığı. Bu günden aklımda kalan anekdotlar ise şunlar:… Okumaya devam et Rüzgar gibi bir 23 Nisan…
Kategori: Aile
Kelimelerle oynayan Rüzgar
Rüzgar öğlen uykusundan saat 18.00 sularında kalktığı için, gecenin körü olmasına rağmen, akşam uyumak bilmemektedir. Artık uğraşmaktan yoruldukları için anne ve baba, Rüzgar'ı odasında yalnız bırakmış, "Ne hali varsa görsün" tarzı ebeveynlik anlayışını uygulamaktadırlar. Bir ara kontrol etme amacıyla odaya çıktığında, Görkem, sevgili oğlunu yataktan başaşağı sarkmış, yerdeki arabalarıyla oynarken bulur (Yataktan inmek yok dendi… Okumaya devam et Kelimelerle oynayan Rüzgar
Flaş Flaş! Teknik Servisten Son Haberler…
İnsanlar bana, olaylara genelde komik yönünden bakmamın büyük bir meziyet olduğunu söylerler. Aslında bizde bir nevi aile geleneği bu. Yani, "şu ortamda gülünmez ayıptır" veya "aman susalım tepkimizi yüksek sesle belli etmeyelim" gibi şeyler yoktur bizde. herkes, dilediğince hislerini ifade eder. Yaşadığımız binbir türlü, maddi/manevi sıkıntıya rağmen tırlatmamamızı buna bağlıyorum. Annem yoğun bakımda yatarken, bir… Okumaya devam et Flaş Flaş! Teknik Servisten Son Haberler…
Millennium’a giriş dersleri
Sonunda, sevgili annemin ısrarlarına, "Ayy çok kolayy, hemen öğrenirsiniz" telkinlerine dayanamayan kayınvalidem de, bir bilgisayar aldı. Annemin bu alandaki üstün yeteneğini şu yazımın son paragrafından okuyabilirsiniz. Dün temel şeyleri anlattım biraz. İşte şöyle açılır, şöyle kapanır, dosyalar burda, Google şurada falan. Akşam vedalaştık, yola çıktık, daha bir kilometre gitmemiştik, telefon çaldı: Gülten : Kızım ben… Okumaya devam et Millennium’a giriş dersleri
Kayısı çiçekleri
Babamı kaybettiğimizi, ölüm kavramını anlayamayacağını düşündüğüm için Rüzgar'a söylememiştim. Diğer taraftan kafamı kurcalayan bir şey vardı: Havalar ısınıp, bahçeye çıktıkları zaman mutlaka dedesi aklına gelecek ve sorular sormaya başlayacaktı. Çünkü, babamla yazın zamanın çoğunu bahçede geçirirler, çiçekleri sular, bazen dakikalarca ortadan kaybolup beni delirtirler(di) iki çocuk. Annemlerin balkonunun önündeki kayısı ağacının çiçek açtığını görmemle, kalbime… Okumaya devam et Kayısı çiçekleri
Kangurular… kediler… anneler…
Dün gazete okurken (HaberTürk), bir yazı dikkatimi çekti. Akdeniz Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Esin Özatalay, ebeveynlere, çocuklarını tehlikelere karşı korurken aşırıya kaçmamalarını, ancak ihtiyaçları olduğunda da yanlarında olmalarını önerdi. TIPKI ANNE KEDİ GİBİ Kedilerin doğada tanıdığı en mükemmel anne olduğunu belirten Özatalay, anne kedinin, yavrularının bulunduğu bütün alana hakim, yüksekçe bir… Okumaya devam et Kangurular… kediler… anneler…
Utanma duygumu kaybettim, hükümsüzdür!
Güzel oğlum, kelime dağarcığı genişledikçe, cümleleri uzadıkça, daha da komik bir adam oldu çıktı. Çocukların fütursuzluğuna, akıllarına geleni pat diye söyleyivermelerine, canları bir şey istediğinde, buna engel olmak için hiç bir güdü geliştirmemiş olmalarına hep hayrandım zaten. Anne olduğumda ise bu dünyanın zenginliği iyice başımı döndürmeye başladı. Mesela Pazar günü, İstanbul'dan dönerken uçakta koridorda dolaşmak… Okumaya devam et Utanma duygumu kaybettim, hükümsüzdür!
Siz hiç çocuğunuzu bir yerde unuttunuz mu?
Anneanneciğimin bir Ermeni dostundan öğrendiği, seksen beş yıllık ömrü boyunca bize en az bin seksen beş kez anlattığı, her anlatışından sonra da herkesten daha fazla güldüğü bir fıkrası vardı: Agop diye bir adamın, bir karısı, bir de sevgilisi varmış. Hap ve Hup isimli bu hanımlar, birbirlerinden haberdar olmalarına karşın, Agop ikisini de pek güzel idare… Okumaya devam et Siz hiç çocuğunuzu bir yerde unuttunuz mu?
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum!
Başlığımı abartılı bulanlar olduysa, hemen hayatımdan bir özet geçeyim size: • Kardeşimin doğduğu özel hastanede, doğumundan sadece bir hafta sonraki dönemde, onlarca bebek kaçırıldı. O zamanlar medya bu kadar güçlü olmadığından olay, zamanın tozlu raflarında unutuldu. O bebeklerden biri kardeşim olabilirdi. • Çeşitli çalkantılar sebebiyle, ilkokulu iki ayrı şehirde, beş ayrı okulda okudum. Hiç bir… Okumaya devam et Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum!
Annecim, sen beni güldürdün, Allah da seni güldürsün :)
Yazılarımı takip edenler ve beni tanıyanlar annemin nasıl nev'i şahsına münhasır bir kadın olduğunu bilirler. Onu daha iyi anlamak için, bu yazımı ve şunu okumanız yeterli. Son zamanlarda bütün derdime, sıkıntıma rağmen yine güldürdü beni sağolsun... Emoş : Görkem, acilen bu çocuğa eğitim verilmesi lazım. Görkem: Ne gibi anne? Emoş : Çok tutturuyo, her gün… Okumaya devam et Annecim, sen beni güldürdün, Allah da seni güldürsün 🙂