Aile, Dunya, IsHayatim

Deli Kadın

19 Haziran 2011... Babalar Günü... Benim babam yok bu sene... Dolayısıyla zor bir Pazar oldu. Sabahtan kabristana gittik, annem Kayısı Çiçekleri yazımdan hatırlayacağınız ağacın bir dalını koydu baş ucuna. Ben, oğlumun pek sevdiği beyaz taşlarını... Bu defa Rüzgar'ı da götürmek zorunda kaldık. Hayat işte, ben babamın yanında ağlarken, onun babasıyla oyun oynadığı otoparktan kahkahaları geliyordu.… Okumaya devam et Deli Kadın

Aile, Egitim, OkulHayati

Life is a cabaret!

Öğrenciliğimden başlayarak uzun süre anaokullarında ve özel tiyatrolarda drama dersi verdim. İtiraf etmeliyim ki, derslerden  çok keyif almama karşın, gösteri kısmından hep nefret ettim. Minicik çocukları gereksiz bir disipline sokmaya çalışmak benim eğitim anlayışımın tamamen zıttıydı. Çocuklar için eğlence amacından çıkıp bir zorunluluğa dönüşüyordu ve bunu sezdiğimde kendimi kötü hissediyordum... Ebeveynlerin durumu da ayrı bir… Okumaya devam et Life is a cabaret!

Aile, Dunya

Sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da…

(...) Anlıyorum Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi Yalnızca bunun için uzun Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da Örneğin Bir sevgiyi yontup onarmak için Döğüşmek de sevgidir Ve benim bildiğim kadarıyla Her şeydir bir insan, her şeydir Yalandır kısalığı yaşamın Ve özellikle insan dediğimiz şey İnançlı bir insan soyunun parçasıysa. (...)* On üç senelik… Okumaya devam et Sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da…

Aile, Dunya

Tatil… mi dediniz???

Çocuklu ilk tatil deneyimimizi, Rüzgar dokuz aylıkken yaşamıştık. Rüzgar ve benim için tatilden ziyade,  Oda adlı romanın hayata geçirilmiş haliydi 🙂 Kitabı okudunuz mu bilmiyorum (Okumadıysanız tavsiye ederim): New York Times gazetesi tarafından 2010'un en iyi 10 kitabından biri seçilen Oda'da; biyolojik babası tarafından annesinin kapatıldığı barakada dünyaya gelen ve orada  hapsedilmiş olarak yaşayan, dış… Okumaya devam et Tatil… mi dediniz???

Aile

Nefes almak…

.... Duyduğum rahatlamanın boyutlarını anlatmam çok zor... Sanki bir araba kazası geçirmişim ve arabam bir köprüden uçup nehrin dibine batmış, ben de bir şekilde açık camdan çıkıp soğuk, yeşil suların içinden gün ışığına doğru kurbağa gibi yüzerken nefesim neredeyse tükenmiş, damarlarım boynumdan fışkıracak hale gelmiş ve yanaklarım son nefesimle şişmişken, sonrasında SOLUK ALMAK. Su yüzüne… Okumaya devam et Nefes almak…

Aile, Dunya, Egitim, EvHayati

Fenerbahçe büyük mü, değil mi?

Çocukluğum (özelllikle de yaz tatillerim) Fenerbahçe'de geçti.  Dolayısıyla biz, sülalece Fenerbahçeliyiz. Fenerbahçeliydik demem lazım aslında. Çünkü Ümit'le beraberliğimiz başladığından beri, "eş durumundan" Göztepeli olmak durumunda kaldım. Döneklik midir değil midir bilemem ama kocamın, "sana süper bi köfte yediricem" deyip beni oturma yerleri betondan olduğu için 100 dakika boyunca popomu waffle gibi yapan müthiş bir statta oynanan Turgutlu deplasmanına… Okumaya devam et Fenerbahçe büyük mü, değil mi?

Aile, Dunya

Meğerse Pınar Özyiğit de kader mahkumuymuş!

Annelerin Günü yazımın ardından, haksızlık etmek istemediğim için (Hani cevap hakkı doğdu ya 😉 ) Pınar Reyhan Özyiğit'e bir mail atarak blogumda yazısına atıfta bulunduğumu, kızmayacağını umduğunu yazdım. Çok hızlı ve içten bir cevap aldım. Şöyle demiş: Ask olsun, niye kizayim. Kaldi ki ben de yapamadim bunu Persembe gunu gazetede okuyacaksiniz... "Ne umdum... Ne buldum..."… Okumaya devam et Meğerse Pınar Özyiğit de kader mahkumuymuş!

Aile, EvHayati

Annelerin Günü…

Tamam  önemini fazla abartmayalım falan ama Anneler Günü'nde az da olsa bir sıradışılık bekliyor bu kadın bünyesi... Gel gör ki, benim açımdan o hayal kırıklığından, bu çöküntüye yalpalandığım bir gün oldu o Pazar. Pınar Reyhan Özyiğit, Anneler Günü programı yapmış ya kendine Perşembe günkü yazısında: Bu Anneler Günü gelin bir değişiklik yapalım hanımlar. Oturuyoruz, hediye… Okumaya devam et Annelerin Günü…

Aile, Egitim, Emzirme-Sut Meseleleri, Gelisim falan, OkulHayati

Pasifizeyim, pasifizesin, pasifizeyiz!

Emziğin İngilizcesi pacifier, bilirsiniz. Biz bu kelimeyi ilk öğrendiğimizde sevgili kocamla uzuun uzun gülmüştük. Anlamını kavramamız uzun sürmedi tabii. Rüzgar iki buçuk aylıktı. Neredeyse her öğünde, benim binbir emekle besleyip, çoğaltıp sağdığım sütlerin  yarısından fazlasını kusmaya başlayınca doktorumuzu aradık utana sıkıla. (Utana sıkıla diyorum çünkü böyle bir şey için doktora telefon etmek abukluk gibi gelmişti)… Okumaya devam et Pasifizeyim, pasifizesin, pasifizeyiz!

Aile, Egitim, Gelisim falan, OkulHayati

Annem=1 Pedagoji=0

Geçtiğimiz hafta, Rüzgar'ın okulunda çocuklarımıza sınır koyma konusunda bir seminer vardı. İşten çıkmak için kendimi her türlü varyasyona karşı programlasam da, yine kara bahtım kör talihim devreye girdi: Masamdan kalkmış, ceketimi almak üzere portmantoya elimi uzatmıştım kiiii  bir müşterimizin gülümseyerek odama girmek üzere olduğunu fark ettim. Ayıp olmasın diye çıkmak üzere olduğumu söyleyemedim, tırıs tırıs… Okumaya devam et Annem=1 Pedagoji=0