Günler gözlerimin önünde, alışıldık ritmiyle akıp gidiyor... Sanki bir camın arkasından seyreder gibiyim hayatı... Bu sözü arada duyardım da, bir türlü nasıl olduğunu hayal edemezdim. Şimdilere kısmetmiş... Acil Servis kapısında, o haberi aldığımızdan beri, sanki dış dünya başka bir hızda, benim dünyam ise apayrı bir hızda ilerliyor. Nasıl anlatsam... Yukarılardan bir yerlerden izlediğim seyircisi gibiyim… Okumaya devam et Kimdi giden… Kimdi kalan…
Kategori: Aile
Facebook: “Söz uçar, yazı kalır”
marpione: türk telekom'un isimlere göre dizilmiş telefon rehberini açıp da ilkokul arkadaşlarını aramayı bugüne kadar akıl edememiş bünyelerin ilacı olan site. aydinlikta: tüm boş işleri bir araya getirmiş işgüzarlıklar silsilesi. post biyikli adam: babasını yeni kaybeden birisinin buraya girip "babamı kaybettik. başımız sağolsun" yazmasını da gördüm ya bugün, artık yazılan hiçbir şey şaşırtmaz beni. kapitalizm,… Okumaya devam et Facebook: “Söz uçar, yazı kalır”
Çocuk yaparım, o kolay da….. Kariyer ???
Gayet sıradan, alışılmış bir iş gününün sabahı. Saat 7.00. Görkem uyanır, önce koşar adım Rüzgar'ın oda kapısını açar ki evde yaşamın başladığını seslerden anlasın. Banyoya gider, sonra giyinir. Bu arada Ümit'in telefon alarmı periyodik olarak çalmakta ve ertelenmekte, bu ses Görkem'i fena halde germektedir. Görkem: Aşkıııımm, hadi kalk (İç ses: Be adam, madem uyanamıyorsun, neden… Okumaya devam et Çocuk yaparım, o kolay da….. Kariyer ???
Geçip giden huuu, zamanları huuuuu, bir yerlerde bulsam…*
Geçen hafta, kocacığımın eşyalarını karıştırırken (pardon, düzeltirken diyecektim 🙂 ) ona yazdığım 2004 yılına ait " Yeni yıldan ne isterim? " başlıklı bir mektubu buldum. Hediyelerimizle birlikte genelde bir mektup veririz birbirimize senelerdir... Tamamen unutmuşum bu yazdıklarımı... Aşağıda paylaşıyorum, bakalım neler olmuş o günden bu güne? Herşeyden önce, evimizdeki mutluluğumuz daim olsun isterim. Soframda leziz yemekler,… Okumaya devam et Geçip giden huuu, zamanları huuuuu, bir yerlerde bulsam…*
Gaydiri Gubbak Cemilem!
Bazı arkadaşlarım, seyrek yazdığım için şikayet ediyorlar. Elimde değil, mesleki deformasyon herhalde, gerçekten içimden gelmediği zaman yazamıyorum. Sanırım içimden gelmesi için de, öncelikle kendimin zevkle, tekrar tekrar okuyacağım şeyler yazmalıyım. Öyle, "Oğlum bu gün şunu söyledi, allahım ne kadar zeki bir çocuk" veya "Bugün üç defa kaka yaptı, ikisi katı, biri sıvıydı" gibi konulardan bahsetmek pek… Okumaya devam et Gaydiri Gubbak Cemilem!
Kavram karmaşası
Rüzgar'ın iki buçuk yaş psikiyatr kontrolünde, pedagog ile görüşmemiz sonucunda, tam olarak telaffuz edemese de anlaşılır şekilde söyleyebildiği kelimeleri listelemiş ve muhteşem sekiz ( rakam ile 8 ) rakamına ulaşmıştık 🙂 Yakınlarımız oldukça endişelense de oğlu üç yaşında konuşmaya başlayan annem ve yine çocuğunun dili yaklaşık o yaşlarda birdenbire çözülüveren kuzenim gayet "cool" tavırlarıyla beni… Okumaya devam et Kavram karmaşası
Emre ve Atatürk
Maceralar hep Rüzgar'dan gelecek değil ya? Dün gece kuzenimin anlattığı olay beni resmen kendimden geçirdi. Moralim pek iyi sayılmazdı. Hani, "Hiç gülecek halim yoktu" derler ya, aynen o durumdaydım. Böyle bir ruh halindeyken, beni bu kadar güldürdüğü için sevgili kuzenime ve Rüzgar'ın ağabeyi Emre'ye çok çok teşekkürler. Bu çocuklar hakikaten alem... Dün akşam Emre resim… Okumaya devam et Emre ve Atatürk
Serzeniş
Her ne kadar blog adım Rüzgarlı Günler ve Geceler olsa da, zaman zaman farklı konulardan da bahsediyorum biliyorsunuz. Bunun nedeni, bazen üzüntümü, kızgınlığımı paylaşmak, bazen bilgi aktarmak, bazen ise bu defa da olduğu gibi içimde büyüyen düşünceleri biriktirip infilak etmemek... Aslında bir ara ciddi ciddi Ümitli Günler ve Geceler diye bir adres de almayı düşündüysem de, kocamın… Okumaya devam et Serzeniş
Nouma bizi diskoya götür!
Bayramda, ilk günkü ziyaret, el öpme, günde dört fasıl baklavaları mideye indirme, Rüzgar'ın bayram harçlıklarını toplama fasıllarından sonra, ikinci gün maaile Kuşadası'na gittik. Önceleri böyle kalabalık tatillere sinir olur, otellerde gördüğüm analı-babalı, kayınvalideli-kayınpederli gruplara hayret ederdim. "Kırk yılda bir tatilde başbaşa kalmak varken ne gerek var ki" diye düşünürdüm. Heyhat, hayatımızın RÖ (Rüzgar Öncesi) ve… Okumaya devam et Nouma bizi diskoya götür!
Gelsin hayat, bildiği gibi *
Bu bayram, bayramın ilk gününü ziyaretlere, sonrasını ise tatile ayırdık. Eskiden, üç gün tatil gördük mü, arkamıza bakmadan şehri terkederdik. Şimdi ise, yaşlandık mı nedir, bir kaç el öpmeden gitmek içimize sinmiyor. Yakında "Aaaah, nerede o eski bayramlar?" diye iç geçirmeye başlarsak şaşırmayacağım. Bayram sabahı, Rüzgar'ı bırakacak yerimiz olmadığı için, onu da kabristana götürmek durumunda… Okumaya devam et Gelsin hayat, bildiği gibi *