Dunya

Bebekler ve garip gerçekler…

Klasik geyiktir, ünlülere falan sorarlar ya: "Hobileriniz neler?" diye. Büyük bir çoğunluğu, sözbirliği etmişçesine "Kitap okumak, evde tek başıma dvd izlemek, sevdiklerime yemek pişirmek" falan diye cevap verir.  Bir tanesi de, Allah rızası için "Sabahlara kadar içip tepinmek, yeni hatunlar/çıtırlar peşinde ava çıkmak" demez. Kitap okumayı hobilerinden sayan insan için, okuma eylemi bir hobi olmaktan… Okumaya devam et Bebekler ve garip gerçekler…

Dunya, EvHayati, OkulHayati

Aristo mantığı ve Rüzgar

Aristoteles'in geliştirdiği mantık kuramını bilirsiniz: Bir şey ya doğrudur, ya yanlış. Ya vardır, ya yoktur. Mantık düşüncesinin temelini bu kuram oluşturur.  Benim, konuşma olayına üç yaşından sonra balıklama dalan sevgili oğlum da, bu konuda kendince bir mantık kurdu. Kelimelerin asla çift anlamlı olacağını kabul etmiyor. Ya da cümle içinde kullandığımızda bize göre doğru olan, ona… Okumaya devam et Aristo mantığı ve Rüzgar

Dunya, Uncategorized

Seni yeneceğim 2011 :)

Üç senedir büyük sınavlardan geçiyorum / geçiyoruz. Umudumu kaybetmek istemesem de, "Yeni bir yıl geliyor, herşey çok güzel olacak, tralalallalaa!" şeklinde düşünmek gelmiyor elimden. Neyse ki sahip olduklarımla avunmasını öğrenerek çıktım bu sınavlardan. Sevdiklerim yanımda, oğlum sağlıklı, kıpır kıpır, mutlu; en önemlisi o... Değişiklikler var hayatımızda, daha aydınlık günlere ilerleyeceğiz inşallah. Herkese mutlu yıllar diliyorum.

Dunya

Non-Iatrophobia*

  Sabahın köründe uyanılmış. Rüzgar Bey, doğrudan direktiflere başlamış: Onu giymem...kırmızı eşofmanı istemem...pijamayı çıkarmam...dişimi fırçalamam...saçımı taramam...perdeyi açma daha uyurum...Sally nerde? Sally olmadan kalkmam...emzikleri alma...mavi emziği rafa koy, sarıyı istemem, yeşili isterim..çorap giymem, hava sıcak...kahvaltı etmem...kahvaltı ederim ama balını çok koy, tatlı olsun...vazgeçtim, kahvaltıda Kinder yicem, dolabı aççç, biliyorum orda Kinder varrrr!  Fazlası yok, eksiği var tüm bu aşamalar… Okumaya devam et Non-Iatrophobia*

Aile, Dunya

Nouma bizi diskoya götür!

Bayramda, ilk günkü ziyaret, el öpme, günde dört fasıl baklavaları mideye indirme, Rüzgar'ın bayram harçlıklarını toplama fasıllarından sonra, ikinci gün maaile Kuşadası'na gittik. Önceleri böyle kalabalık tatillere sinir olur, otellerde gördüğüm analı-babalı, kayınvalideli-kayınpederli gruplara hayret ederdim. "Kırk yılda bir tatilde başbaşa kalmak varken ne gerek var ki" diye düşünürdüm. Heyhat, hayatımızın RÖ (Rüzgar Öncesi) ve… Okumaya devam et Nouma bizi diskoya götür!

Aile, Dunya, Egitim

Gelsin hayat, bildiği gibi *

Bu bayram, bayramın ilk gününü ziyaretlere, sonrasını ise tatile ayırdık. Eskiden, üç gün tatil gördük mü, arkamıza bakmadan şehri terkederdik. Şimdi ise, yaşlandık mı nedir, bir kaç el öpmeden gitmek içimize sinmiyor. Yakında "Aaaah, nerede o eski bayramlar?" diye iç geçirmeye başlarsak şaşırmayacağım. Bayram sabahı, Rüzgar'ı bırakacak yerimiz olmadığı için, onu da kabristana götürmek durumunda… Okumaya devam et Gelsin hayat, bildiği gibi *

Dunya

Cogito, ergo sum*

  (...) Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... "Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın… Okumaya devam et Cogito, ergo sum*

Dunya, EvHayati

A Farewell to Arms

Bu aralar hemen hemen her blogda, bir kaç annenin yan yana geldiği gruplarda, okullarda konuşulan konu hep aynı: Hastalıklar. Herkes kendi hikayesini anlatıp, neler yaptığını paylaşıyor çaresizce. Hani bir umut... Birisi  çıkıp da "Bilmemne diye bi ilaç çıkmış, her tür burun akıntısını, kulak ağrısını, inatçı öksürüğü anında iyi ediyomuş. Yalnız ufak bir sorun var, ilaç… Okumaya devam et A Farewell to Arms

Dunya, OkulHayati

Ata’m; güzel, rahat günlere inanıyordu…

  Onlar ki toprakta karınca,                                    suda balık,                                                 havada kuş kadar                                                              çokturlar; korkak,             cesur,                      câhil,                              hakîm                                       ve çocukturlar ve kahreden                  yaratan ki onlardır, destânımızda yalnız onların mâceraları vardır. Onlar ki uyup hainin iğvâsına                                    sancaklarını elden yere düşürürler ve düşmanı meydanda koyup                                       kaçarlar evlerine ve onlar ki… Okumaya devam et Ata’m; güzel, rahat günlere inanıyordu…

Dunya

The Police

  Bahardan kalma bir Cumartesi sabahının tadını çıkarmak isteyen anne ve baba, Rüzgar'ı da yanlarına almış, Kordon'da keyif yapmaktadır. Baba, arkadaşlarıyla (baba olmanın konforuyla) Sirena'da bira içerken  anne, uyku saati gelen Rüzgar'ı pusetine koyar ve deniz kenarında dolaştırmaya başlar. Belki de bir mucize olacak, dolaşırken Rüzgar uyuyacak, annesi de şöööylee ayaklarını uzatıp Türk Kahvesi içecektir. (İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış 🙂 )… Okumaya devam et The Police