Klasik geyiktir, ünlülere falan sorarlar ya: "Hobileriniz neler?" diye. Büyük bir çoğunluğu, sözbirliği etmişçesine "Kitap okumak, evde tek başıma dvd izlemek, sevdiklerime yemek pişirmek" falan diye cevap verir. Bir tanesi de, Allah rızası için "Sabahlara kadar içip tepinmek, yeni hatunlar/çıtırlar peşinde ava çıkmak" demez. Kitap okumayı hobilerinden sayan insan için, okuma eylemi bir hobi olmaktan… Okumaya devam et Bebekler ve garip gerçekler…
Aristo mantığı ve Rüzgar
Aristoteles'in geliştirdiği mantık kuramını bilirsiniz: Bir şey ya doğrudur, ya yanlış. Ya vardır, ya yoktur. Mantık düşüncesinin temelini bu kuram oluşturur. Benim, konuşma olayına üç yaşından sonra balıklama dalan sevgili oğlum da, bu konuda kendince bir mantık kurdu. Kelimelerin asla çift anlamlı olacağını kabul etmiyor. Ya da cümle içinde kullandığımızda bize göre doğru olan, ona… Okumaya devam et Aristo mantığı ve Rüzgar
Iyyyk!
Bu sabah işe giderken gördüm; köşedeki simitçi tezgahını temizliyordu. Tükürüğüyle..... Sanırım bir süre simit yiyemeyeceğim! İş hayatı gerçekten insanın ufkunu genişletiyormuş 🙂
Back to life… Back to reality…
My name is Gorkem... And I'm a sonacoholic! Ya da bazı yakınlarımızın deyimiyle Crazy Mother. Dilerseniz bir kaç detay vererek açıklamaya çalışayım: Kendini oldu olası özgürlüğüne düşkün olarak tanımlayan, yaşıtları bembeyaz gelinlikli evlilik hayalleri kurarken, "şimdi kendimi nerelere atsam ki?" diye düşünen, arkadaş grubu içinde ilk dövmeyi yaptırma onuruna erişen 🙂 , daha rüştünü ispat… Okumaya devam et Back to life… Back to reality…
Geçip giden huuu, zamanları huuuuu, bir yerlerde bulsam…*
Geçen hafta, kocacığımın eşyalarını karıştırırken (pardon, düzeltirken diyecektim 🙂 ) ona yazdığım 2004 yılına ait " Yeni yıldan ne isterim? " başlıklı bir mektubu buldum. Hediyelerimizle birlikte genelde bir mektup veririz birbirimize senelerdir... Tamamen unutmuşum bu yazdıklarımı... Aşağıda paylaşıyorum, bakalım neler olmuş o günden bu güne? Herşeyden önce, evimizdeki mutluluğumuz daim olsun isterim. Soframda leziz yemekler,… Okumaya devam et Geçip giden huuu, zamanları huuuuu, bir yerlerde bulsam…*
Seni yeneceğim 2011 :)
Üç senedir büyük sınavlardan geçiyorum / geçiyoruz. Umudumu kaybetmek istemesem de, "Yeni bir yıl geliyor, herşey çok güzel olacak, tralalallalaa!" şeklinde düşünmek gelmiyor elimden. Neyse ki sahip olduklarımla avunmasını öğrenerek çıktım bu sınavlardan. Sevdiklerim yanımda, oğlum sağlıklı, kıpır kıpır, mutlu; en önemlisi o... Değişiklikler var hayatımızda, daha aydınlık günlere ilerleyeceğiz inşallah. Herkese mutlu yıllar diliyorum.
Emzirme Reformu Sobesi
Bu defa da Simge'ciğim Emzirme Reformu yoluyla sobelemiş beni. Bu iş benim bayağı bayağı hoşuma gitmeye başladı. Kendimi ünlü bir şahsiyet olmuş da, basına demeç veriyormuş gibi hissediyorum. Yaklaşık 150 kişiden oluşan çılgın hayran kitlesi de arkamda 🙂 Asıl sevdiğim ne biliyor musunuz? Her zaman dile getirmek istesem de, bazen muhatap bulamadığım için, bazen de doğru… Okumaya devam et Emzirme Reformu Sobesi
Gaydiri Gubbak Cemilem!
Bazı arkadaşlarım, seyrek yazdığım için şikayet ediyorlar. Elimde değil, mesleki deformasyon herhalde, gerçekten içimden gelmediği zaman yazamıyorum. Sanırım içimden gelmesi için de, öncelikle kendimin zevkle, tekrar tekrar okuyacağım şeyler yazmalıyım. Öyle, "Oğlum bu gün şunu söyledi, allahım ne kadar zeki bir çocuk" veya "Bugün üç defa kaka yaptı, ikisi katı, biri sıvıydı" gibi konulardan bahsetmek pek… Okumaya devam et Gaydiri Gubbak Cemilem!
Genel istek üzerine: Şifa Çorbası tarifi
Önceki parmak doğrama yazımın ardından bir çok mail geldi. Şifa Çorbam merak edilmiş. Yahu arkadaşlar, parmağımı doğradım diyorum, çocuğum bana böyle böyle yaptı diyorum, siz benden tarif istiyorsunuz... Biraz duyarlılık lütfen 🙂 Şaka bir yana, sizin de çocuğunuz, hastalık halinde çenesi tüm yemeklere kilitlenenlerdense, midesine üç-dört kaşık bir şey bile girse, gerçekten ona olmasa da,… Okumaya devam et Genel istek üzerine: Şifa Çorbası tarifi
Nankör kedim
Görkem, sevgili yavrusu hasta diye, ona "Şifa Çorbası" yaparken iki parmağını bir güzel doğramış, daha sonra bu korkunç manzarayı kimsenin (özellikle de Rüzgar'ın) görmemesi amacıyla parmaklarını iyice bantlamıştır. Rüzgar, yara bantlarını fark eder etmez, "anne çıkar onları, hemen çıkar" şeklinde tutturmalarına başlamış, annesi türlü şaklabanlıklarla dikkatini dağıtmayı başarmış fakat yatma saatinde bizimkinin yine bantlar aklına gelmiştir: Rüzgar: Anneeee,… Okumaya devam et Nankör kedim