Rüzgar öğlen uykusundan saat 18.00 sularında kalktığı için, gecenin körü olmasına rağmen, akşam uyumak bilmemektedir. Artık uğraşmaktan yoruldukları için anne ve baba, Rüzgar'ı odasında yalnız bırakmış, "Ne hali varsa görsün" tarzı ebeveynlik anlayışını uygulamaktadırlar. Bir ara kontrol etme amacıyla odaya çıktığında, Görkem, sevgili oğlunu yataktan başaşağı sarkmış, yerdeki arabalarıyla oynarken bulur (Yataktan inmek yok dendi… Okumaya devam et Kelimelerle oynayan Rüzgar
Kategori: EvHayati
Utanma duygumu kaybettim, hükümsüzdür!
Güzel oğlum, kelime dağarcığı genişledikçe, cümleleri uzadıkça, daha da komik bir adam oldu çıktı. Çocukların fütursuzluğuna, akıllarına geleni pat diye söyleyivermelerine, canları bir şey istediğinde, buna engel olmak için hiç bir güdü geliştirmemiş olmalarına hep hayrandım zaten. Anne olduğumda ise bu dünyanın zenginliği iyice başımı döndürmeye başladı. Mesela Pazar günü, İstanbul'dan dönerken uçakta koridorda dolaşmak… Okumaya devam et Utanma duygumu kaybettim, hükümsüzdür!
Annecim, sen beni güldürdün, Allah da seni güldürsün :)
Yazılarımı takip edenler ve beni tanıyanlar annemin nasıl nev'i şahsına münhasır bir kadın olduğunu bilirler. Onu daha iyi anlamak için, bu yazımı ve şunu okumanız yeterli. Son zamanlarda bütün derdime, sıkıntıma rağmen yine güldürdü beni sağolsun... Emoş : Görkem, acilen bu çocuğa eğitim verilmesi lazım. Görkem: Ne gibi anne? Emoş : Çok tutturuyo, her gün… Okumaya devam et Annecim, sen beni güldürdün, Allah da seni güldürsün 🙂
Kimdi giden… Kimdi kalan…
Günler gözlerimin önünde, alışıldık ritmiyle akıp gidiyor... Sanki bir camın arkasından seyreder gibiyim hayatı... Bu sözü arada duyardım da, bir türlü nasıl olduğunu hayal edemezdim. Şimdilere kısmetmiş... Acil Servis kapısında, o haberi aldığımızdan beri, sanki dış dünya başka bir hızda, benim dünyam ise apayrı bir hızda ilerliyor. Nasıl anlatsam... Yukarılardan bir yerlerden izlediğim seyircisi gibiyim… Okumaya devam et Kimdi giden… Kimdi kalan…
Bizim evin halleri
Rüya gibi bir hafta sonu... ... Ve bu hafta sonundan, tüm dinginliğimizi yansıtan bir kare!
Aristo mantığı ve Rüzgar
Aristoteles'in geliştirdiği mantık kuramını bilirsiniz: Bir şey ya doğrudur, ya yanlış. Ya vardır, ya yoktur. Mantık düşüncesinin temelini bu kuram oluşturur. Benim, konuşma olayına üç yaşından sonra balıklama dalan sevgili oğlum da, bu konuda kendince bir mantık kurdu. Kelimelerin asla çift anlamlı olacağını kabul etmiyor. Ya da cümle içinde kullandığımızda bize göre doğru olan, ona… Okumaya devam et Aristo mantığı ve Rüzgar
Gaydiri Gubbak Cemilem!
Bazı arkadaşlarım, seyrek yazdığım için şikayet ediyorlar. Elimde değil, mesleki deformasyon herhalde, gerçekten içimden gelmediği zaman yazamıyorum. Sanırım içimden gelmesi için de, öncelikle kendimin zevkle, tekrar tekrar okuyacağım şeyler yazmalıyım. Öyle, "Oğlum bu gün şunu söyledi, allahım ne kadar zeki bir çocuk" veya "Bugün üç defa kaka yaptı, ikisi katı, biri sıvıydı" gibi konulardan bahsetmek pek… Okumaya devam et Gaydiri Gubbak Cemilem!
Genel istek üzerine: Şifa Çorbası tarifi
Önceki parmak doğrama yazımın ardından bir çok mail geldi. Şifa Çorbam merak edilmiş. Yahu arkadaşlar, parmağımı doğradım diyorum, çocuğum bana böyle böyle yaptı diyorum, siz benden tarif istiyorsunuz... Biraz duyarlılık lütfen 🙂 Şaka bir yana, sizin de çocuğunuz, hastalık halinde çenesi tüm yemeklere kilitlenenlerdense, midesine üç-dört kaşık bir şey bile girse, gerçekten ona olmasa da,… Okumaya devam et Genel istek üzerine: Şifa Çorbası tarifi
Nankör kedim
Görkem, sevgili yavrusu hasta diye, ona "Şifa Çorbası" yaparken iki parmağını bir güzel doğramış, daha sonra bu korkunç manzarayı kimsenin (özellikle de Rüzgar'ın) görmemesi amacıyla parmaklarını iyice bantlamıştır. Rüzgar, yara bantlarını fark eder etmez, "anne çıkar onları, hemen çıkar" şeklinde tutturmalarına başlamış, annesi türlü şaklabanlıklarla dikkatini dağıtmayı başarmış fakat yatma saatinde bizimkinin yine bantlar aklına gelmiştir: Rüzgar: Anneeee,… Okumaya devam et Nankör kedim
Emire itaat!
Sabah... Görkem Rüzgar'ın odasında, yatağını toplarken, Rüzgar da tekerlekli oyuncak kutusunu karıştırıyor. Rüzgar: (Oyuncak kutusunu kastederek) Annecim, bunu koridorda yürütebilir miyim? Görkem: (İç Ses: Amanın, hangi dağda kurt öldü? Kırk yılda bir izin istemiş, vermemezlik etmeyeyim bari) Olur oğlum. Ama sonra geri getir, yerine koy lütfen. Rüzgar: Tamam anne. Aradan bayağı bir zaman geçer, odadaki… Okumaya devam et Emire itaat!